ZAFERİN 95. YILINA ÖZEL PUL

Yazan: admin 03 Mart 2010  
Kategori: Çanakkale Tarihi

pul ZAFERİN 95. YILINA ÖZEL PULÇanakkale Deniz Zaferi’nin 95’inci yılında, Eceabat Kaymakamlığı Mehmetçik anısına bin adet hatıra pulu bastırılıyor.

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 95. yıldönümü için kutlama hazırlıkları başladı. Bu kapsamda Gelibolu Yarımadası’ndaki Eceabat Kaymakamlığı anlamlı bir projeyi imza atmaya hazırlanıyor. Çanakkale Savaşları sırasında Mehmetçiklerin cepheden yazdıkları mektuplara yapıştırılan pullardan esinlenen Kaymakamlık, PTT Genel Müdürlüğüne, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 95’inci yılı anısına özel hatıra pulu bastırmak için teklif götürdü. Çanakkale Savaşları’nın kutlandığı belli yıllarda Mehmetçik anısına özel hatıra pullarının bastırıldığını hatırlatan Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur, bu geleneği 95’inci yıl anısına bastıracakları bin adet hatıra puluyla devam ettireceklerini açıkladı. Çanakkale’de 1915 yılında Mehmetçik’in cepheden yazdığı mektuplara üzerinde hilal ve altı köşeli yıldızın bulunduğu pulların yapıştırıldığını anlatan Kaymakam Bülent Uygur, “Daha sonraki yıllarda yeni tasarımlarla bir çok hatıra pulu bastırılmış. Bunlar arasında, üzerinde Şehitler Abidesi’nin ve Seyit Onbaşı’nın top mermisini kaldırırken çekilmiş resimlerin bulunduğu pullar da bulunuyor. Kaymakamlığımızın bastıracağı 95’inci yıl hatıra pullarının üzerinde ise kolu kopmuş bir Mehmetçik resmi var. Ayrıca pulun üzerinde ‘Geri dönmezsem benim için ağlamayın’ yazısı bulunuyor. Çok özel olan bu pulları, kutlamaların yapılacağı 18 Mart 2010 tarihinde hatıra olarak kurum ve kuruluşlarımıza armağan edeceğiz” dedi.

Atatürk’ün Çanakkale Ziyaretleri

Yazan: admin 27 Şubat 2010  
Kategori: Çanakkale Tarihi

Atatürk ve İran şahı Rıza Pehlevi 280x300 Atatürkün Çanakkale ZiyaretleriAtatürk, biri Çanakkale savaşlarında olmak üzere Çanakkale’yi 1915-1934 yılları arasında beş kez ziyaret etmiştir. 20 Ocak 1915 ‘te Çanakkale’ye gelen Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşları’na damgasını vuran başarıları ile savasın ve Anadolu’nun kaderini değiştirmiştir. Yarbay olarak geldiği Çanakkale’den 10 Aralık 1915’te adı içte ve dışta duyulmuş bir kahraman olarak İstanbul’a dönmüştür.

Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olarak Çanakkale’ye ilk gelişleri 1 Eylül 1928 tarihine rastlar.Bu tarihte Atatürk Ertuğrul Yatı ile Dolmabahçe’den Çanakkale’ye hareket etmiştir. O gün Çanakkale’de Valiliği ve Belediyeyi ziyaret etmiş, yeni harflerin öğretimi konusundaki çalışmaları denetleyip halkla konuşmuş , kalabalıktan pek çoğunu kara tahtanın başına çağırarak Latin harfleriyle cümleler yazdırmıştır. Halkın yeni harfleri öğrenme heyacanı ve isteklerinden çok memnun olmuştur. Saat 16.00’da Arıburnu ,Conkbayır’ı ve Anafartalar’ı gezerek harp anılarını tazeleyip geceyi Ertuğrul Yatında geçiren Atatürk 2 Eylül günü Gelibolu’da yeni harfler konusundaki çalışmaları izleyip Akşam İstanbul’a dönmüştür.

Atatürk Çanakkale’ye 14 Temmuz 1933 günü bir daha gelmiştir. O gün Ertuğrul yatı ile İstanbul’dan Marmara’ya açılmış , Ece Limanına çıktıktan sonra Çanakkale’ye uğramış Vali,Belediye Başkanı ve şehrin ileri gelenleri ile bir süre görüştükten sonra Yalova’ya hareket etmiştir.

Atatürk İran Şahı Rıza Şah Pehlevi Atatürk’ün konuğu olarak gelmeden önce 1934 Nisan’ının ilk haftasında Batı Anadolu gezisine çıkmış ; İzmir’den sonra otomobille Edremit,Ayvacık, Ezine ile 14 Nisan 1934 günü Çanakkale’ye girmiştir.Yanındaki komutanlarla birlikte askeri birlikleri denetlemiş,gece Orduevi’nde düzenlenen baloya katılmış ,geceyi Çanakkale’de geçirdikten sonra Balya üzerinden Balıkesir’e hareket etmiştir.Beklenen konuk Ankara’ya gelmiş .Atatürk ve Şah Rıza Pehlevi Yurt gezinse çıkmışlardır. 24 Haziran 1934 gecesini Balıkesir’de geçirdikten sonra 25 Haziran 1934 sabahı körüklü otomobillerle Çanakkale’ye hareket etmişlerdir.Konvoy yolda Balaban tepesi üzerinde kısa bir mola vermiş,burada çaycı Ahmet’in yaptığı kahveler içilmiş saat 15.30’da Çanakkale’ye girilmiştir.Çanakkale’de askeri birlikler denetlendikten sonra İntepe’ye (Erenköy) gidilmiş, Atatürk konuklarına burada Çanakkale Savaşı hakkında bilgi vermiştir.Sat 19.15’te iskeleye yaklaşan Gülcemal Vapuru Atatürk ve Konuklarını İstanbul’a götürmüştür.

Çanakkale Kumkale Şehitliği 1.Anma Töreni(Video)

Yazan: admin 07 Şubat 2010  
Kategori: Çanakkale Tarihi

Comments Off

“Çanakkale’de kazanılan zaferler Alman emir ve kumandasının değil, Türk erinin cevherini kavrayabilmiş Türk komutanlarının eseridir.” Gazi Mustafa Kemâl Atatürk, 1916

25 Nisan 2008’de Çanakkale Savaşı kara harekatının başladığı günün 93’üncü anma törenleri yapılacaktır. Bu törenler Gelibolu’da 93 yıldır yapılmasına rağmen Anadolu yakası Kumkale bölgesinde yapılan savaşın birinci anma törenleri ancak 25 Nisan 2007’de yapılabilmiştir. Gelibolu yarımadası şehitlikleri devletin gücü ile şehitlerimizin şanına yakışır bir şekilde yükselirken, aynı savaşın Anadolu yakasındaki safhası tam 92 yıl unutulmuştur.

Atatürk’ün Çanakkale’deki ilk fotoğrafı

Yazan: admin 08 Ocak 2010  
Kategori: Çanakkale Tarihi

ataturk 300x212 Atatürkün Çanakkaledeki ilk fotoğrafı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Esenkaya, Atatürk’ün Çanakkale Savaşları sırasında medyada ilk kez yer alan fotoğrafına ulaştığını bildirdi. Esenkaya, “Çanakkale Savaşları Sırasında Türk Basınında Mustafa Kemal” adlı araştırmasını tamamladığını söyledi.

Atatürk’ün, dönemin Donanma Mecmuası adlı derginin 27 Ekim 1915 tarihli sayısında, cephede Anafartalar Komutanı olduktan sonra kendisine tahsis edilen bir otomobilin içinde görülen ilk fotoğrafının yer aldığını belirten Esenkaya, ancak fotoğrafın altında ismine yer verilmediğini ifade etti.

FOTONUN ALTINDA NE YAZIYOR
Ahmet Esenkaya, 29 Ekim 1915 tarihli dönemin saygın gazetelerinden Tasvir-i Efkar’da da Atatürk’ün bir fotoğrafına yer verildiğini, fotoğrafın altında ise şu ifadelerin bulunduğunu kaydetti:

“Çanakkale Deniz Savaşları’nda olağanüstü yararlılık gösteren, olağanüstü şeref ve şanlı muharebe yapan, boğazları, halifelik makamı olan İstanbul’u kurtaran komutanlarımızdan güçlü, hamiyetli, saygın Albay Mustafa Kemal Beyefendi.”

Esenkaya, bu fotoğrafın yayımlanmasının ardından Enver Paşa’nın son derece kızdığını, gazetenin sahibi Yunus Nadi’ye, milletvekili olduğu için bir şey diyemediğini, ancak bazı gazete görevlilerini hapsettirdiğini ve birkaç gün gazeteyi kapattırdığını anlattı.

ATATÜRK’TEN HİÇ BAHSEDİLMİYOR
Donanma Dergisi’nin “Şen Satırlar” adlı 9 Aralık 1915 tarihli sayısında İstanbul’dan Gelibolu Yarımadası’na gelen ayan ve milletvekilleri heyetinin Atatürk ile birlikte çekilmiş 4 fotoğrafının kullanıldığını, ancak Atatürk’ün adından hiç bahsedilmediğini anlatan Esenkaya, şu bilgileri verdi:

“Bu olay, dönemin politik düşüncesini yansıtıyor. Ama konu Harp Mecmuası’na gelince iş değişiyor. Propaganda amaçlı, Enver Paşa’nın emriyle çıkarılmış Harp Mecmuası’nın 1915 yılı aralık ayı sayısında 3′te 1 boyutta ‘Anafartalar Kumandanı Miralay Mustafa Kemal’ altyazılı temiz bir fotoğraf yayımlanıyor.”

Esenkaya, yine Harp Mecmuası’nın 4′ncü sayısının kapağında, Gelibolu Yarımadası’ndaki Kireçtepe’de gazi askerlerin mermilerle yaptığı anıtın önünde Atatürk’ün yer aldığı fotoğrafın altında ise “Çanakkale’de Kireçtepe’de büyüklüğüne söz bulunmayan, her an canlarını feda eden o mübarek şehitler yatar” diye bir ibarenin yer aldığını, Atatürk’ün isminden hiç bahsedilmediğini söyledi.

Bu çalışmasıyla ilk kez Mustafa Kemal Atatürk’ün medyadaki görünümünü ve şöhretini ortaya koyduğuna işaret eden Esenkaya, Enver Paşa’ya rağmen Atatürk’ün Çanakkale’de yakaladığı şöhrete ve medyada yer almasına kimsenin engel olamadığını sözlerine ekledi.

Çanakkale savaşları sualtına taşınıyor

Yazan: admin 27 Aralık 2009  
Kategori: Çanakkale Tarihi

sualtı Çanakkale savaşları sualtına taşınıyorSaros Körfezi’nde “Su altı Tarih Müzesi’nin kurulması için çalışma başlatıldığı bildirildi.

Edirne Saros Turizm Alt Yapı Hizmet Birliğince, yapılması planlanan “Saros Körfezi Yapay Resif Projesi”nin tanıtımı yapıldı. Proje tanıtım toplantısına Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, belediye meclis üyeleri ile Saros Körfezi Turizm Otelciler ve Yatırımcılar Derneği yöneticileri katıldı.

Proje Danışmanı Savaş Yapman, “Saros Körfezi Yapay Resif Projesi”nin, tanıtımında, dünyada ilk yapay resif çalışmasının Japonya kıyılarında 100 yıl önce başladığını, Türkiye’de ise bu uygulamanın 1989 yılında Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesince başlatıldığını hatırlattı.

Saros Körfezi’nin Kızıldeniz ve Adriyatik Denizi’nden sonra dünyanın en temiz denizi olduğunu ifade eden Yapman, proje çerçevesinde Saros Körfezi’nin çeşitli yerlerine batıklar, şamandır ve tonozlar ve su altı tarih müzesi kuracaklarını ve arama, kurtarma ve cankurtaran ekipleri oluşturacaklarını belirtti.

Saros Körfezi’ne 3 eski savaş gemisi ile 1 uçağın batırılmasının planlandığını ifade eden Yapman, şöyle devam etti:

“Bu projemiz kapsamında Saros Körfezi’nin çeşitli yerlerinde çevreci, nitelikli ve kalıcı dalış noktaları oluşturmak ve yapay resiflerin amacına uygun olarak su altı canlılarının popülasyonunu desteklemek ve arttırmayı amaçlıyoruz.  Proje gerçekleştiğinde Edirne ili ve Saros Körfezi ülkemiz, su altı kaynaklarına bir çevreci bir değer eklediği gibi, yeni dalış noktaları kazanarak, dalış turizminin 7 aya çıkarılması sağlanarak dalış turizminden ciddi bir gelir artışı elde edecek. Saros Körfezi 3 veya 5 yıl içinde Kızıldeniz’in farklı bir versiyonu olacak.

Proje çerçevesinde dünyanın ilk su altı tarih müzesini kuracağız. Çanakkale Savaşı’nı ve bölgenin tarihini su altına taşıyacağız. Proje yaklaşık 400 bin dolara mal olacak. Su altına yapılacak nitelikli ve çevreci oluşumlar hem su altı kaynaklarının artmasına hem de turizm sektörüne büyük katkılar sağlayacaktır. Çanakkale’ye gelen İngilizler ve Anzaklar bu bölgeye çekilmiş olacak. Ayrıca, yapay resiflerle Körfez’deki balıkçılık faaliyetlerinde bulunan balıkçılar ve sportif balıkçılar için kolay ulaşım sağlayabilecekleri yeri belirli, yıl boyunca kıyı balıkçılığı yapabilecekleri yeni bir av sahası oluşturulmuş olunacak.”

İngilizler’den akıl almaz vahşet

Yazan: admin 20 Aralık 2009  
Kategori: Çanakkale Tarihi

ingiliz 300x224 İngilizlerden akıl almaz vahşetİngilizler’in Çanakkale Savaşı sırasında kullandığı bir yöntemle işlediği savaş suçu, insanın kanını donduracak nitelikte.

Dönemin maddi şartları nedeniyle ayakkabı giymek yerine ayağına çuval bağlayarak kahramanca çarpışan Mehmetçikler’in bu zaafını öğrenen İngilizler, bunun için ürettiği zehirli çivileri Türk askeri üzerinde kullanmış.

Atıldığında mutlaka bir tarafı dik kalan bu zehirli çiviler, birçok Mehmetçik’in kangren olmasına ve bacağının kesilmesine neden olmuş.

Gelen tepkiler üzerine İngilizler, bu yöntemin bir savaş ve insanlık suçu olduğunu kabul etmiş etmesine ama kendilerini “Türkler insan sayılır mı?” şeklinde savunmuşlar…

İşte bir tarihçinin ağzından o dehşet günleri…

Troya Canavarı’nın fosili Çanakkale’de!

Yazan: admin 05 Aralık 2009  
Kategori: Çanakkale Tarihi

troya 300x225 Troya Canavarının fosili Çanakkalede!Çanakkale’nin Ezine ilçesinde, 11 yıl önce deniz kıyısında ortaya çıkan fosilin, Troya mitolojisinde yer alan ‘Troya Canavarı’na ait olduğu iddia edildi.

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Kumburun köyü yakınlarında 11 yıl önce deniz kıyısında bulunan fosilin bulunduğu bölgeye ulaşan Troya Kazı Heyeti Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Rüstem Aslan, bu yıl yaz aylarında Troya Antik Kenti ile Bozköy-Hanaytepe ve çevresinde yüzey araştırması başlattıklarını söyledi.

Tübingen Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirilen bu çalışmanın Tunç Çağı’nda Troya ve çevresindeki yerleşim sisteminin anlaşılmasına yönelik olduğuna işaret eden Doç. Dr.Aslan, araştırmanın ilerleyen safhalarında oldukça ilginç bir veriyle karşılaştıklarını belirtti.

Ezine’nin Kumburun köyü yakınlarında 11 yıl önce bir fosil bulunduğunu anımsatan Doç. Dr. Aslan, fosile oldukça yakın bir bölgede bulunan Beşik Koyu bölgesinde eski Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann’ın, 1982-1987 yılları arasında kazı yaptığını ve burada son Tunç Çağı’na ait bir mezarlık bulduğunu ifade etti.

Bölgede, Troya-1 ile Troya-6 dönemine kadar bir yerleşim yeri olduğunun bilindiğini kaydeden Doç. Dr. Aslan, ”Troya Antik Kenti’nden 4-5 kilometre uzaktayız, ancak Troya’nın etkisi buralara kadar geliyor. Yapılan çalışmalar artık bize Beşik Koyu’nun, Troya’nın limanı olduğunu gösteriyor” dedi.

Doç. Dr. Aslan, Troya’ya yakın bir bölgede fosil buluntusunun anlamının ne olabileceği konusunda kendisine sorular sorduğunu ve soruların bir anlamda sonucuna ulaştığını bildirdi.

Fosilin kaya üzerindeki dişlerinin, milattan önce 6. yüzyılda bulunan ve üzerinde Herakles’in Troya Prensesi Hesione’yi Troya Ketosu’ndan (Canavar) kurtarma sahnesinin anlatıldığı betimlemeye oldukça benzediğine dikkati çeken Doç. Dr. Aslan, ”Özellikle fosil buluntularıyla en az 4 bin 500 yıllık Troya mitolojisinin oluşum evrelerinin yeniden anlatımında, Homeros dönemi ile bu dönemden önce, insanlarının mitolojiyle bütünleştirip, birleştirip yeniden yorumladıklarını artık daha net bir şekilde anlayabiliyoruz” diye konuştu.

Doç. Dr. Aslan, son 20 yılda Troya Antik Kenti ile ilgili yapılan araştırmaların, özellikle Manfred Osman Korfmann’ın kazıları ve diğer Homeros uzmanlarının çabalarıyla Troya Savaşları’nın anlatıldığı İlyada Destanı’nın hayal ürünü olmadığının ortaya konduğunu, gerçek, öz ve bazı doğa özelliklerinin Troya mitolojisini biçimlendirip, bugüne kadar getirdiğini kaydetti.


Troya Kazı Heyetı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Rüstem Aslan ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Görevlisi Arkeolog Reyhan Körpe bölgeye giderek fosili inceledi.

15-35 MİLYON YILLIK

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) öğretim görevlisi arkeolog Reyhan Körpe ise yapılan araştırma ve incelemelerin ardından, söz konusu fosilin 15 ile 35 milyon yıllık olduğunun belirlendiğini söyledi.

Bu yıl bölgede Rüstem Aslan ile yeni bir çalışma başlattıklarını bildiren Körpe, özellikle 1998 yılından sonra yurt dışındaki kütüphane çalışmalarında fosille ilgili geniş çaplı araştırma yaptığını ifade etti.

3 BİN YILDIR GÖRÜLÜYOR

Körpe, fosilin bölgede yaklaşık 3 bin yıldan beri görüldüğünü ve insanlar tarafından bilindiğini belirlediğini belirterek ”Birçok antik kaynakta zaten bu fosilden ve bölgede çıkan fosillerden bahsediliyor. Bununla ilgili derinlemesine yaptığımız çalışmalarda, Troya bölgesindeki insanlar tarafından görüldüğü ve Troya mitolojisine girdiği anlaşıldı” dedi.

Çeşitli vazo resimlerinde bu fosilin Troya Ketosu (Canavarı) olarak anladırıldığını savunan Körpe, şu bilgileri verdi:

”Antik kaynaklardan birisi, bu bölgeden bahsederken burasının antik adı olan Agammia’yı veriyor. Agammia’da, Troya mitolojisinde geçen Herakles’in Troyalı Prenses Hesione’yi kurtarması olayının burada geçtiğini söylüyor. Bu, mitolojide antik vazoda enteresan bir şekilde resmedilmiş. Bahsedilen bu canavar, kayadan çıkan bir fosil kemiği gibi gösterilmiş. Bu da antik kaynakların bahsettiği Troya mitolojisine giren, Troya Ketosu’nun bizim bu fosil kemikleri olduğunu gösterdi. Herakles’in Troyalı Prenses Hesione’yi kurtarmasının resmedildiği antik vazodaki canavar, bu fosildir.”

Körpe, fosilin ve bölgenin Çanakkale’nin en önemli kültür ve tabiat varlıklarından birisi olduğunu, bu nedenle çok kısa sürede koruma altına alınması gerektiğini söyledi.

blog - firma rehberi - adana haber - nakliyat - resimler faydalı bilgiler - firmalar rehberi - silindir kapak - dizi izle - Zonguldak belediye başkanı - Sohbet - seyret - Fener - dekorasyon - otomatik şanzıman - mimarlık ve içmimarlık - edebiyat - airrivals - iş elbiseleri - adana oto kiralama - oyun - lig tv bedeva - seslisohbet - Sivil Havacılık - maharet - flashoyun1