İngilizler’den akıl almaz vahşet

20 Aralık 2009 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

ingiliz 300x224 İngilizlerden akıl almaz vahşetİngilizler’in Çanakkale Savaşı sırasında kullandığı bir yöntemle işlediği savaş suçu, insanın kanını donduracak nitelikte.

Dönemin maddi şartları nedeniyle ayakkabı giymek yerine ayağına çuval bağlayarak kahramanca çarpışan Mehmetçikler’in bu zaafını öğrenen İngilizler, bunun için ürettiği zehirli çivileri Türk askeri üzerinde kullanmış.

Atıldığında mutlaka bir tarafı dik kalan bu zehirli çiviler, birçok Mehmetçik’in kangren olmasına ve bacağının kesilmesine neden olmuş.

Gelen tepkiler üzerine İngilizler, bu yöntemin bir savaş ve insanlık suçu olduğunu kabul etmiş etmesine ama kendilerini “Türkler insan sayılır mı?” şeklinde savunmuşlar…

İşte bir tarihçinin ağzından o dehşet günleri…

Çanakkale Savaşlarında Yarbay Mustafa Kemal

07 Haziran 2009 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

yarbaymustafakemal 300x206 Çanakkale Savaşlarında Yarbay Mustafa Kemal
İtilaf Devletleri, 3 Kasım 1914’te başlattıkları deniz harekâtının son taarruzunda 18 Mart
1915’te kesin bir yenilgiye uğradıktan sonra bu şekilde denizden başarılı olamayacaklarını
anlamışlardı. Öncelikle bir kara harekâtıyla boğazı koruyan tabyaları ortadan kaldırmaya ve Marmara
Denizi’ne geçerek İstanbul’u düşürmeye karar verdiler.
Henüz 34 yaşında genç bir subayken kendi arzusu ve ısrarıyla Sofya Ateşemiliteriği’nden
alınarak savaşa Kaymakam (Kurmay Yarbay) rütbesiyle katılmış ve Gelibolu bölgesinde bulunan 3.
Kolordu emrinde kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığı’na atanmıştır. Bu tümen 25 Şubat 1915’ten
itibaren Ece Limanı- Seddülbahir kıyılarının savunmasıyla görevlendirilmiş daha sonra gelen bir
emirle 5. Ordu’nun ihtiyatı yapılmıştır.
Savaşta bulunan veya bulunmayan herkesin övgüsünü kazanan büyük asker ve Türkiye
Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal hakkında Çanakkale savaşıyla ilgili olarak herkesin ittifakla
söylediği bir cümle vardır: “25 Nisan 1915’te (kara savaşlarının başladığı çıkartma günü) her iki
taraftan hata yapan birçok kişi vardı. Tek hata yapmayan ise Mustafa Kemal’di”.
Nitekim Mustafa Kemal’in de aralarında bulunduğu bazı Türk subayları düşmanın karaya ayak
bastırılmadan kıyıda karşılanması gerektiğini düşünmekteydi. Ona göre çıkartma harekâtı Kabatepe -
Arıburnu hattında gerçekleşecekti. Buna karşılık Liman von Sanders’in başkanlığındaki komuta heyeti
ise düşmanın karaya çıktıktan sonra derinliklere çekilerek yok edilm esini planlamıştı.
Düşman taarruzu, M. Kemal Bey’in de düşündüğü gibi başlamış ve zayıf kıyı birliklerince
karşılanmıştı. O, ordudan emir gelinceye kadar geçecek zamanın aleyhimize olacağını görerek,
sorumluluğu almış ve askerlerini harekete geçirmişti. Kocaçimen Tepesi’ne vardığında kıyı
gözetlemesinde görevliyken cephaneleri bittiğinden dolayı çekilen ve düşman tarafından takip edilen
bir bölüğe rastladı. Mustafa Kemal o sahneyi şöyle anlatmaktadır:
-Niçin kaçıyorsunuz? Dedim
- Efendim düşman, dediler.
-Nerede?
-İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Gerçekten de düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı
tepeye yaklaşmış ve serbestçe ileriye doğru yürüyordu.Şimdi vaziyeti bir düşünün ben kuvvetlerimi
bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye… Düşman da bu tepeye gelmiş… Demek ki düşman
bana benim askerlerimden daha yakın; ve düşman benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena
bir vaziyete duçar olacak. O zaman, artık bunu bilmiyorum, bir muhakemei mantıkıye midir, yoksa
sevki tabiiyle midir? bilmiyorum; kaçan efrada:
-Düşmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.
2
Ve bağırarak bunlara süngü tak, dedim. Yere yatırdım. Bu efrat yere yatınca düşman askerleri
de yere yattı. Kazandığımız an bu andır…”
Bu durum karşısında düşman tereddüt geçirmiş ve geçen zaman içinde meşhur 57. Alaya
mensup askerler Conkbayırı’na yetişerek muharebeye katılmıştır. Bu ilk karşılama sonucunda
düşmana Çanakkale Boğazı’nı kontrol edebilecek imkânları yakalama fırsatını da vermeyerek
Çanakkale savunmasının temelini atmıştır.
8 Mayıs 1915 günü Arıburnu Kuvvetleri Komutanı sıfatıyla verdiği emirde:
-Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman
zarfında yerimize başka kuvvetler kaim olabilir” diyerek o günkü başarıyı ruhundaki irade kudretiyle
sağlamıştı.
Mustafa Kemal’in bu savaşlardaki durumunu çabuk kavramak, çabuk karar vermek, kararını
enerjiyle uygulamak ve sorumluluktan çekinmemek suretiyle gösterdiği hasletler kendisinin büyük
komutan vasıflarına sahip olduğunu ispatlamaktadır.
1 Haziran 1915’te Albaylığa terfi eden Mustafa Kemal, savaşın ilerleyen safhalarında
Anafartalar’da görev almış, 8-9 Ağustos tarihlerinde Anafartalar Grubu Komutanlığı gibi ağır bir
sorumluluğu üstlenerek düşmanın bu bölgeye yaptığı taarruzları aynı cesaretle durdurmayı başarmıştır.
Mustafa Kemal bu tehlikeli görevi nasıl bir düşünceyle kabul ettiğini şu cümlelerle özetlemektedir:
-Vakıa böyle bir mesuliyeti deruhte etmek, basit bir keyfiyet değildir. Fakat ben, vatanım
mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için kemali iftiharla bu mesuliyeti deruhte ettim.
Nitekim O, 10 Ağustos’ta tanyeri ağarırken düşmanın üzerine yapılacak bir taarruzu bizzat
yönetmek için hazırladığı asker saflarının en önüne geçmişti. Saldırı sırasında düşman silah
kullanmaya fırsat bulamadan tamamıyla imha edildi. Bu sırada Mustafa Kemal’e de bir şarapnel isabet
etmiş, fakat sağ cebinde bulunan saati kendisini yaralanmaktan belki de bir ölümden kurtarmıştır.
Böylece Mustafa Kemal, Conkbayırı’na yerleşmek isteyen düşmanı geri atmış ve Çanakkale’yi ikinci
kez kurtarmıştı.
İlerleyen aylarda da Çanakkale’de muharebeler olanca şiddetiyle devam etmesine rağmen iki
tarafta kesin bir sonuç alamıyordu. Çatışmalar siper muharebelerine dönmüş buna cephenin olumsuz
iklim ve sağlık koşulları da eklenince özellikle düşmanda bir yılgınlık hali başlamıştı. Bunu gayet iyi
sezen Mustafa Kemal, düşmanın bir geri çekilmeye fırsat bırakılmadan ezilmesi için taarruz
yapılmasını üstlerinden istemiş ancak kendisine olumsuz yanıt verilince o da 10 Aralık 1915’te
Çanakkale’deki görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır.
Yeni kurulacak Cumhuriyet, liderini bu savaşta bulmuştur. Belki Çanakkale savaşı olmasaydı
Mustafa Kemal Atatürk’te olmayacaktı. Çanakkale’ye Anadolu’nun her yerinden yüzbinlerce asker
gelmişti. Bu askerler orada bulunduğu sırada Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey’in verdiği
doğru kararlar ve adeta ölüme karşı meydan okuyuşuyla gerçek bir lider olduğunu görmüşlerdi. İlk
önce düşmanın karaya asker çıkaracağı yeri doğru olarak tespit etmiş, daha sonra verdiği isabetli ve
cesur kararlarla savaşın gidişatı üzerinde ekili olmuştu. O saldırı anında askerinin önünde olarak örnek
3
bir komutan olmuştu. Hatta bir taarruz hazırlığı sırasında askerin isteksiz olduğunu görünce,
kendisinin tepeye çıkarak kırbacıyla işaret verince hücuma kalkınma sı emrini vermişti. Görgü tanıkları
orada vurulmamasını Allah’ın bir yardımı olarak değerlendirmişlerdi. Elbette bunlara tanık olan
askerler memleketlerine döndüklerinde gördüklerini herkese anlattılar. Milli Mücadele’nin başında
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya çıktığında artık herkes tarafından Anafartalar kahramanı olarak
tanınıyordu. O, İngilizleri bir kez yenmişti, dolayısıyla yine yenebilirdi. Mustafa Kemal Paşa, gerek
Erzurum gerekse Sivas kongrelerinde bu yüzden hiç yadırganmadan kabul görmüş, büyük M illet
Meclisi’nin açılışında da siyasi bir lider olarak Türk halkının önüne geçmiştir. Mustafa Kemal
Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde ne kadar önemi varsa, onun hayatında da Çanakkale
Savaşları’nın o kadar büyük yeri vardır.

Yrd.Doç.Dr. Hasan Mert

GÖKHAN FEVZİPAŞA MAHALLESİNDE

09 Şubat 2009 admin  
Kategori: Siyaset

fevzipasa 150x150 GÖKHAN FEVZİPAŞA MAHALLESİNDE

Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve Teknik Ekibi, Fevzipaşa Mahallesi Muhtarı Ramazan Işıldak ile birlikte Fevipaşa Mahallesinde teknik incelemelerde bulundu.

Fevzipaşa Mahallesi’nin Sarıçay kısmı (maşatlık) girişinden başlayan teknik inceleme, Testicioğlu Sokak, Kuyu 1 Sokak, Kuyu 2 Sokak, Zafer Meydanı’nda yapılan incelemelerle devam etti. .
Ülgür Gökhan teknik inceleme gezisinde; “ Fevzipaşa Mahallesi’nin Sarıçay kısmında kalan bölgesi ile Barbaros Mahallesi’nin Devlet Su İşleri tarafında kalan bölgesi arasında uygulanacak bir köprü projesi üzerinde çalışıyoruz. Fevzipaşa Mahallesi’nde kentsel dönüşüm projelerimiz olacak. Palamut depoları olarak bilinen eski metruk yapılardan bir tanesini istimlak ederek Çanakkale Belediyesi olarak aldık. Buraya herkesin kullanabileceği bir sosyal hizmet evi yapacağız. Fevzipaşa Mahallesi insanları bizimle birlikte kentsel dönüşümü yaşayacaklar” dedi. Gökhan,”Aynı zamanda daha önceki incelemelerimizde tespit ettiğimiz eksiklikler giderildi. Mahalle’nin içinde kalan birkaç sokağa da parke taş döşeyeceğiz” dedi.

Canakkale Savasi Nasil Kazanildi? – Her Turk Genci Okumali!

29 Aralık 2008 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

  Evet, yazi biraz uzun ama ecdadimizin yasadiklarini
  gormek acisindan kesinlikle sonuna kadar okunmasi gereken bir yazidir!

    Ac ve perisan halkin disinden tirnagindan artirarak devletine kazandirmak
  istedigi ve parasi pesin odenmis iki savas gemimize Ingilizlerin goz gore
  el koydugunu, tum ultimatomlarimiza ragmen paramizi geri odemediklerini ve
  bu gemilere daha sonra askerlerini doldurarak Canakkale’ye yolladiklarini

  Enver Pasa’nin Alman hayranliginin bize 500 bin vatan evladina ve bir
  imparatorlugun tasfiyesine neden oldugunu, Almanlarla yapilan gizli
  anlasmanin kabinedeki bakanlardan bile gizlendigini, aradan yuz yil
  gecmesine ragmen yabanci hayranligi hastaligimizin gecmedigini, sadece
  hayran olunanlarin degistigini

  Sultan Abdulhamid’in olaylari kirk yil onceden gorerek Canakkale’deki
  tabyalari guclendirdigini ve elden gecirdigini, Bazi yeni tabyalari insa
  ettirdigini, O’nun yaptigi calismalarin belki de savasin seyrini
  degistirdigini

    Ingilizlerin daha savas ilan edilmeden Seddulbahir’i bombaladiklarini ve 86
  sehit verdigimizi

    Avustralya’nin ve Yeni Zelanda’nin genclerinin “Avrupa’yi Almanlardan
  kurtarmak ve Avrupa’nin ozgur kalmasini saglamak” propagandasiyla
  toplandigini, Bu genclerin daha once Gelibolu denilen yerin adini bile
  duymadiklarini

  Ikinci cikarma icin savasa giden bir Avustralya askerine nereye gittigini
  soran bir yasli adama “Turkler buraya gelip yerlesecekler, onlari oldurmeye  
  gidiyoruz” dedigini, bu soz uzerine yasli adamin binlerce kilometrekarelik
  cole dogru baktigini ve “Eee gelsinler ne olacak ki burada yer
  cok” dedigini

    Padisahin “Cihad” ilanini duyan ve Avustralya’da yasayan iki zenci
  muslumanin, Turklerle savasa giden birlige ates actigini ve orada sehit
  edildiklerini, Orada bulunan ve olayi yasayan Avustralyalilarin bu olayin
  nedenini uzun sure anlayamadiklarini

    Ingiliz-Fransiz donanmasinin Gelibolu oncesi 200 yildir hic yenilmedigini,
  dunyanin gelmis gecmis en iyi donanmasi olarak bilindigini, bu donanmanin
  bayraklarini goren Turklerin topuklari yaglayip kacacaklarini
  dusunduklerini, daha da trajik olani bu dusunceye saplanti derecesinde
  inandiklarini

    Ingiliz-Fransiz donanmasinin seksen parca gemiyle bogaza saldirdigini,
  gemilerden birinin adinin “Agamemnon” oldugunu, Agamemnon’un binlerce yil
  once Truva’ya saldiran Yunan ordusunun kallesce yontemler kullanan
  komutaninin adi oldugunu

  Agamemnon’un yasadigi topraklarda dogmasina ragmen kaninin son damlasina
  kadar Turk olan ve kendisini Anadolulu hisseden Mustafa KEMAL’in Canakkale
  zaferi sonrasi oldurulen Truva kahramanini “Hektor’un Intikamini Aldik”
  diyerek unutmadigimizi ve Truvalilarin bizim icin ne anlama geldigini en
  guzel sekilde ifade ettigini

  Ingilizlerin sabah saatlerinde girdikleri bogazi ellerini kollarini
  sallayarak, canlarinin istedigi her yeri bombalayarak gecebileceklerini
  zannettiklerini, Aksam bes cayini Marmara denizinin ortasinda icmeyi
  planladiklarini, Istanbul uzerine bahisler
  kurduklarini

    Sair deyince insanlarin aklina terbiye, iman ve insanlik sahibi yuce
  kisiliklerin geldigi (Mehmet Akif ERSOY gibi), Ingiliz sairlerin de “hem
  de yuksek ideallerle- savasa katildigini, bu ideallerini gunluklerinde
  “Lokum ve halilari yagmalamak, Ayasofya’nin cinilerini sokmek, Istanbul’un
  en guzel lokantalarinda balik yemek” olarak yazdiklarini

  Yuzlerce yil Osmanlinin ekmegini yemis olan ve Osmanlidan sadece saygi ve
  hosgoru gormus olan gayr-i muslimlerin, Ingiliz-Fransiz donanmasinin
  gelmekte oldugunu haber alinca Istanbul’da sevinc gosterileri yaptigini

    Bu tehlikeli gelismeler karsisinda devleti yonetenlerin baskenti
  Eskisehir’e tasimayi dusundugunu, hatta gerekli binalarin ayarlandigini,
  gitmesi icin teklif goturulen devrik Sultan Abdulhamid’in bu teklife
  siddetle karsi ciktigini, “Biz Istanbul’u alirken Bizans Imparatoru kaninin
  son damlasina kadar savasti ve oldu Ben ondan daha mi az serefliyim!
  Gelirlerse burada savasir ve oluruz” dedigini, bu sozler uzerine payitahtin
  utandigini ve Istanbul’da kalmaya karar verdigini, Direkten donen bu
  dusuncesizligin belki de askerimiz uzerinde korkunc bir moral cokuntu
  yaratmis olabilecegini

  Osmanli Devletinin elinde sadece 26 deniz mayini kaldigini, Nusret (Yardim)
  gemimizin kaptaninin (Tophaneli Hakki Binbasi ) mayinlari nereye ve ne zaman
  birakmasi gerektigini bir gece once ruyasinda bir yuce kisi tarafindan
  kendisine bildirildigini, Bu mayinlarin hic akla gelmeyecek bicimde
  Ertugrul koyunda kiyiya paralel olarak dokuldugunu, Ingilizlerin bogazi
  defalarca dikine kontrol etmelerine ragmen bu mayinlari tespit
  edemediklerini cunku Nusret’in bu mayinlari son mayin kontrolunden sonra
  sabaha karsi biraktigini

  Donanma bogazi gecmeye basladiginda dusuk top menzilli Fransiz gemilerinin
  taktik geregi tabyalarimizi sasirtmak icin oncu atislar yaptiklarini daha
  sonra arkalarindan gelen uzun menzilli Ingiliz gemilerine yol acmak icin
  kenara kaydiklari Bu kayma esnasinda kiyiya paralel yerlestirilen
  mayinlara carptiklarini, buyuk bir panik yasandigini, ortaligin
  karistigini, gemilerin birbirine girdigini, 200 yildir yenilmeyen dunyanin
  en buyuk donanmasinin iki saatte dagildigini Turklerin batan dusman
  gemilerindeki savunmasiz askerlere ates etmeyi biraktiklarini ve diger
  gemilere ates ettiklerini Bunu goren Ingiliz komutanlarinin “muhtemelen kendileri
  tersini yapmis olacaklari icin- olaya bir anlam veremediklerini Her
  firsatta bize insan haklari, medeniyet, modernite tokatlari patlatanlarin
  o gun aldiklari bu insanlik dersi karsisinda sok gecirdiklerini

  Edremitli Seyit Onbasinin, Topun agzina mermi suren vinc tesisati
  bombardimanda kullanilamaz hale gelince “Ya Allah Bismillah” diyerek uc
  tane 275 kiloluk mermiyi tek basina arka arkaya kaldirarak yataga surdugunu
  ve atesledigini, bu islemi yapabilmesi icin her defasina uc basamakli metal
  bir merdivenden cikmasi gerektigini, ucuncu atista Ingilizlerin “Ocean”
  zirhlisinin dumenini parcaladigini, dumeni kirilan “Ocean”in sarhos bir
  serseri gibi mayinlara suruklendigini bir mayina carparak havaya uctugunu
  ve yirmi dakika icinde battigini

  Bu olayin ertesinde boluk komutaninin Seyit Onbasiyi cagirttigini, ayni
  mermiyi kaldirmasini istedigini ancak Seyit Onbasinin bunu
  basaramadigini Bunun uzerine Komutanin “Bu merminin tahtadan bir
  maketini getirsinler, Bu yigidin fotografini ceksinler” diye emir
  verdigini, Bu fotografin hepimizin cok iyi bildigi ve Seyit Onbasinin
  gunumuze ulasan tek fotografi oldugunu

  Cumhuriyet kurulduktan cok sonra Mustafa KEMAL’in Edremit’i ziyareti
  sirasinda Seyit Onbasiyi sordugunu ve Kaymakam dahil kimsenin
  bilmedigini Kaymakamin Seyit Onbasi’yi Mustafa KEMAL’in huzuruna
  cikarmadan once kiligini begenmeyip, tiras ettirip takim elbise
  giydirdigini, bu olayin Mustafa KEMAL’i derinden yaraladigini Kaymakam
  dahil orada bulunan herkesi azarladigini Seyit Onbasinin olene kadar
  ormancilik yaparak sefalet icinde perisan yasadigini

  Nusret Mayin gemisinin yakin zamana kadar Mersin’de demirli oldugunu ve
  omru doldugu icin jilet yapilmasinin planlandigini, sirf bu ihtimalin bile
  Turk Milleti adina yuz kizartici bir utanc levhasi olarak kalacagini,
  birkac vatanseverin cirpinisiyla simdilik bu olayin durduruldugunu

  Ingilizlerin 18 Mart faciasinin suclusu olarak mayin
  taramacilari sorumlu tuttugunu, Hepsinin kursuna dizdirildigini, savas
  bittikten yillar sonra her iki ordu arsivleri aciklanip gercekler
  ogrenilince bu askerlerin
  ailelerinden ozur dilendigini, tazminat odendigini, iade-i itibar
  yapildigini ve serefli birer asker olarak olduklerini ilan ettiklerini  

  Ingiliz-Fransiz ortakliginin bogazi donanmayla gecemeyeceklerini anlayinca
  onlara gecit vermeyen Turk topcularini arkadan ele gecirerek temizlemek
  icin cikarma harekati yapmaya karar verdiklerini, bunun icin Misir’da
  piramitlerin dibinde, somurgelerinden getirdikleri on binlerce askeri toplayip
  “Nasil olsa orada Turklerle isimiz cok kolay olacak”
  diyerek bu askerlere bastan savma bir
  egitim verdiklerini, Burada toplanan askerlerin 16 farkli ulkeden
  geldigini, Aralarinda Muslumanlarin bile oldugunu, daha sonra bu askerlerin
  savas esnasinda kandirildiklarini anlayip taraf degistirdiklerini, Burada
  toplanan askerlerin buyuk cogunlugunun capulcular gibi davrandigini, kahire
  sokaklarinda yapmadiklari rezilligin kalmadigini  

  Misirda toplanan askerlerin kayitlarini tutan bir katibin surekli
  “Australia and New Zealand Army Company/ Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu
  Birligi” yazmaktan sikildigini pratik bir cozum olarak bu kelimelerin bas
  harflerini alarak ANZAC kisaltmasini buldugunu, bu kisaltmanin dunya
  tarihine gectigini

  Ingilizlerin cikarma harekatini ellerine yuzlerine bulastirdiklarini,
  akinti ve hava durumu dahil yaptiklari hicbir hesabin tutmadigini,
  araliklarla cikmalari gereken genis kumsala degil, dar bir koya ve
  kalabalik bir sekilde cikmak zorunda kaldiklarini, karsilarinda ise Ezineli
  Yahya Cavus ve 62 kisilik takimi disinda hicbir birligimizin olmadigini

  Turk ordusunun basindaki Alman Liman Von Sanders Pasa’nin cikarma beklenen
  bolgeleri kasitli olarak yanlis hesapladigi, Ingilizleri ve Turkleri
  olabildigince birbirine kirdirarak Ingilizlerin dikkatini bu bolgeye
  cekmeyi, bu sayede Avrupa’da savasan Alman askerlerinin karsisinda daha
  zayif bir askeri guc olmasini ve Alman birliklerini rahatlatmayi
  amacladigini, bu gizli hesabin her iki taraftan da 500 bin cana mal
  oldugunu, bunun ispatlanamamis bir iddia oldugunu, Tum savas boyunca Liman
  Pasanin hicbir askeri tahmininin tutmadigini, aradan yuz yil gecmesine
  ragmen bu suphenin hala kafalari kemirdigini

    Canakkale savaslarindaki en buyuk askeri dehalarin Mustafa KEMAL ve Esat
  Pasa oldugunu, dusmanin her hamlesini dogru tahmin ettiklerini, yaptiklari
  kritik hamleler ve aldiklari cesur kararlarla savasin seyrini
  degistirdiklerini, gelisen olaylar neticesinde askerlerinin de yuksek
  guvenini ve hayranliklarini kazandiklarini, bir isaretleriyle
  emrindekilerin hic dusunmeden olume kostuklarini Ingiliz ve Fransiz
  Kurmaylarinin bu kadar zor sartlarda carpisan Turk ordusunun bu kadar
  akillica sevk ve idare edilebilmesine anlayamadiklarini, Zaten onlarin tum
  savas boyunca olan biten hicbir seyi anlayamadiklarini

  Cikarma beklenmedigi icin kucuk bir takimdan baska hicbir askeri birligin
  bulunmadigi koya cikan 4000 Ingiliz askerine Yahya Cavus ve arkadaslarinin
  eski tip piyade tufekleriyle 18 saat boyunca karsi koydugunu, mermi israfi
  yapmamak icin asla tek dolasan hedeflere ates edilmedigini, neredeyse
  hicbir mermi israfinin yapilmadigini, adamlarin orada cakili kaldigini, bir
  santimetre ilerleyemediklerini, takim komutanlarinin ustlerine
  telsizlerinden verdikleri raporlarda karsilarinda kalabalik bir makineli
  tufek (!) birliginin bulundugunu bildirdiklerini, disaridaki kiyimi goren
  Ingiliz askerlerinin cikmak istemediklerini bunun uzerine komutanlarinin
  onlara arkalarinda ates ederek zorla savasmaya gonderdiklerini Havadan
  savasin seyrini takip etmekle gorevli bir Ingiliz pirpir ucaginin pilotunun
  kiyidan 50 m kadar aciga kadar denizin kipkirmizi kan ile doldugunu
  gordugunu, bunun hayatinda gordugu en korkunc sey oldugunu soyledigini ve
  muhtemelen aklini oynattigini

  Ezineli Yahya Cavus ve arkadaslarinin hepsinin orada sehit oldugunu Bu
  carpisma ve sehadetin belki de savasi kurtardigini, bu bolgeye cikarma
  yapildigini haber alan diger birliklerin bolgeye yetismesi icin gereken
  zamanin kanla kazanildigini

  Bir bolgeye cikarma yapan 2000 kisilik Ingiliz ve Fransiz bolugunun o
  bolgede bulunan selvi agaclarini Turk birligi sandiklarini, hepsinin
  kacarak bolgeyi terk ettiklerini, bu olayin yillar sonra kendi
  raporlarindan ve yazili kaynaklarindan ogrendigimizi, kimsenin nasil olup
  ta 2000 kisinin ayni anda hayaller gordugunu aciklayamadigini

  Tum cikarma harekati boyunca Ingilizlerin yilan gibi sinsice davranmaya
  calistiklarini, Basta Anzak birlikleri olmak uzere diger tum somurge
  askerlerini hep kendilerine kalkan olarak kullandiklarini Olumun kesin
  oldugu taarruzlarda oncu siper birlikleri olarak hep bu askerlerin
  kullanildigini Mel GIBSON’un genclik yillarinda basrol oynadigi “Gallipoli”
  adli sinema filminde bu konuya inceden gondermeler yapildigini

  Ingilizlerin tum savas boyunca hata ustune hata yaptiklarini, aptalca
  kararlar aldiklarini, emir-komuta zincirlerinde surekli kopukluklar
  oldugunu, verilen onemli emirlerin asla yerine ulasmadigini, kimden
  geldigi belli olmayan emirlerle onemli stratejik hatalar yaptiklarini,
  mevzi ve can kaybinin bu nedenle cok artigini, Ingiliz savas kaynaklarinda,
  askerlerin anilarinda ve arastirma eserlerinde bunun gibi yuzlerce olay yasandigini

  Gelibolu siper savaslarinin tarihin gordugu en acikli savas oldugunu,
  on binlerce askerin savastigi dusman askerini bir kere bile goremeden can
  verdigini, Ingilizlerin tokat ustune tokat yedikce Turk siperlerine kursun
  yagdirir gibi bombalar yagdirdiklarini, kollarin bacaklarin havalarda uctugunu,
  yerin altinin ve ustunun surekli yer degistirdigini, her defasina “Tamam
  bu sefer canli Turk birakmadik” diyerek saldiriya gectiklerini, her
  defasinda Allah’tan baska siginacak hicbir seyleri kalmamis Mehmetlerin
  kabus gibi tekrar tekrar karsilarina ciktigini  

  Savas istatistiklerine gore bir m2′ye 6000 mermi dustugunu, bu oranin dunya
  savas tarihinin en yuksek orani oldugunu Havada iki merminin carpisma
  ihtimalinin 600 milyonda bir oldugunu, bu carpisan mermilerden Canakkale’de
  onlarca bulundugunu Savas Gazilerinin “Cehennem diye bir yer vardir
  Biz orayi gorduk” dediklerini

  Galatasaray Sultanisi (Lisesi) ogrencilerinin okul siralarini birakarak
  cepheye kostuklarini, 15-16 yaslarindaki bu fidanlarin hepsinin tek bir
  saldirida Ingiliz makinelisi ile bicildigini, Olayi
  goren bir Turk askerinin yillarca agzini bicak acmadigini ve ne zaman
  Canakkale’den bahsedilse hungur hungur agladigini  

  Daru’l Funun’un tum son sinif ogrencileri sehit oldugu icin o sene hic mezun vermedigini

  Gomulemeyen olulerin on binleri buldugunu, ortaligin kokundan ve sineklerden
  gecilmedigi, domuzun bile yasamayacagi sartlarda askerlerin savastigini,
  ilk ateskesin dostluk gosterisi degil, sartlarin her iki taraf icin de
  artik kaldirilamayacak kadar agirlastigi icin zorunlu olarak alindigini
  Iki tarafin askerlerinin o gun arkadaslik yaptiklarini, birbirlerine
  cigara, yiyecek ve tespih, yuzuk, rutbe gibi ufak tefek hediyeler
  verdiklerini, bu manzarayi goren bir Turk Subayinin “goren insanin
  zalimlesecegini, bir zaliminde insanlasacagini” ifade ettigini

  Ortaligi basan sinekler yuzunden hicbir yiyecek maddesinin birkac tane
  sinek yutmadan yenilemeyecegini, Salgin hastaliklarin da savas kadar can
  aldigini, bir Ingiliz askerinin hasta arkadasini buyuk abdestini yapmak
  icin tuvalet cukuruna girerken gordugunu, oradan cikmayinca cukura
  kostugunu, hasta askerin bayilarak pisliklere batmis oldugunu,
  arkadaslarinin ise onu yukari cekemeyecek kadar gucsuz kalmis olduklarini,
  bu hasta askerin kendi pisliginde bogularak can verdigini Canakkale
  savaslarina daha once hic bilinmeyen zeka urunu hileler ve aldatmacalara
  basvuruldugunu, Turklerin soba borularindan top bataryalari yaptigini ve bu
  sasirtmacanin isimize cok yaradigini, askerlerin Tahta duzenekler yaparak
  siperden hic cikmadan tufek atisi yapabildiklerini, bomba firlatan
  duzenekler yapildigini, Ingilizlerin Turk topcusunu yaniltmak ve zaten az
  olan muhimmati bosa harcatmak icin tahtadan kocaman gemiler insa edip
  yuzdurduklerini Topragin altinda bile savas oldugunu, her iki tarafin
  tuneller acarak dusman siperlerinin altina kadar gelip patlayici
  yerlestirdiklerini, bu sekilde iki tarafin da cok kayip verdigini  

  Ikinci cikarmadan once Ingilizlerin komutanlarini degistirdigini, yeni
  gelen Sopford’un emekli bir asker oldugunu, cikarma yapildiktan sonra uzun
  zamandir Gelibolu’da bulunan tum subay kadrosunun siddetli itirazlarina ve
  “Hemen simdi saldirirsak Turkleri arkadan cevirip bu isi bitiririz, bu
  tepeler bombos” onerilerine karsin buyuk bir aptallik yaparak “Yoldan
  geldik yorgunuz Bugun dinlenelim, yarin rahat rahat savasiriz” diyerek
  askerlerine dinlenme emrini verdigini, cikarma yapan askerlerin bombos
  tepeler onunde gun boyu denize girerek eglendigini, mangal yaparak keyif yaptigini  

  Bu sirada cikarmayi haber alan Esat Pasa’nin Yarimadanin obur ucunda
  bulunan birlige dusmani karsilama emrini verdigini, bu komutanin ise
  “Askerlerim gunlerdir uykusuz ve yorgun Bu sartlar altinda yarimadayi
  yuruyerek gecemeyiz” itirazini aninda o subayi gorevden alarak
  cevaplandirdigini, yerine Anafartalar Grup komutani olarak Mustafa KEMAL’i
  gorevlendirdigini, ac, yorgun ve sefil Mehmetlerin Mustafa KEMAL’in
  arkasindan 20 saat yurudugunu, bu sirada Ingiliz askerlerinin kiyida mangal
  ve piknik yaparak dinlendiklerini, bu iki zit ve mantiksiz sartlari yasan
  birliklerin sabah gunesinde karsilastiklarini, Turk askerinin mermiyle,
  mermi bitince sunguyle ve daha sonra kendini ucurumdan asagi atarak vatan
  topragina yapilan son saldiriyi da durdurdugunu, Conkbayiri’nin 24 saat
  icinde 7 kere el degistirdigini, bunun bir savas degil, bogusma oldugunu,
  sonunda Ingilizlerin ne yaparlarsa yapsinlar bu isi basaramayacaklarini
  anladiklarini, Ingilizlerin ve tum isbirlikcilerinin bu isten vazgecme
  karari aldiklarini, Canakkale seferinin son direnisinin ileride vatani bir
  kere daha kurtaracak ve Cumhuriyeti kuracak olan genc liderimizi tum
  dunyaya tanittigini Musluman ulkelerde Mustafa KEMAL’in kahraman ilan
  edildigini, kartpostallarinin ve posterlerinin kapis kapis satildigini  

  Mustafa Kemal’in Anafartalar’da yaralandigini, kalbinin ustunde bulunan cep
  saatinin parcalandigini ve sarapnel parcasinin derine girmesini
  engelledigini, bu yaranin aylarca kapanmadigini, Mustafa KEMAL’in askerin
  morali bozulmasin diye bu olayin tek sahidine sus emri verdigini, daha
  sonra Liman Pasa’ya parcalanan saatini hatira olarak verdigini ve Liman
  Pasa’nin cok sasirip heyecanlandigini ve kendi altin kostekli cep saatini
  Mustafa KEMAL’e hediye ettigini  

  Canakkale’de doktorlarin askerlerden daha cok yoruldugunu, binlerce
  yaraliyla ilgilenmek zorunda kaldiklarini, Umitsiz vakalarla hic
  ilgilenilmedigini ve kurtulma sansi olanlara oncelik verildigini, Bir Turk
  doktorun onune kendi oglunun getirildigini, “Kurtulma sansi yok” diye
  oglunu tedavi etmedigini, hemen bir sonraki yaraliyi istedigini,
  yaralilardan ancak ertesi gun basini alabildigini ve o zaman oglunun
  mezarina gidebildigini

  Ingilizlerin kendi ifadelerine gore mukemmel bir geri cekilme plani
  yaptiklarini, hicbir kayip vermeden cekip gittiklerini, onlarin ifadesine
  gore Turklerin hicbir seyden haberinin olmadigini ama yine kendi
  yalanlarini kendi kaynaklarindan suratlarina tukururcesine, ger cekilme
  esnasinda bizim siperlerden onlarin siperlerine uzerine kagit sarilmis bir
  tas firlatildigini, bu kagitta duzgun bir Ingilizceyle “Gittiginize
  uzuluyoruz, Suveys Kanalinda Gorusuruz” yazdigini Bu olayin, geri
  cekilmeden Turklerin haberleri oldugunu ama artik savasamayacak kadar
  yipranmis olduklarini ispatladigini Okuma yazma oraninin yuzde beslerde
  oldugu bir donemde bizim Canakkale’ye hangi yetismis evlatlarimizi
  yolladigimizi ve memleketin en az 100 yilini bozuk para harcar gibi harcadigimizi

    Gelibolu topraklarina cikip, Marmara denizini gorebilen sadece tek bir
  Ingiliz askeri oldugunu, bu askerin aslen Irlandali oldugunu, Turk askerini
  sasirtmak icin gece kumsala tek basina cikip bir suru mesale yakarak
  cikarma sanki oraya yapiliyormus gibi bir kandirmaca yapmaya calistigini,
  bu askerin daha sonra yolunu kaybederek yarimadanin cok icerisine kadar
  girdigini, daha sonra bir sekilde donerek kurtuldugunu, bu olayin yillar
  sonra askeri gunlukler okununca ogrenildigini  

  Savasta Turk ordusunun tek bir pirpir ucagi oldugunu, bu ucagin arada
  sirada askere moral vermek icin uctugunu, bu ucagin tum birliklerimizin
  sevgilisi oldugunu ve ona “Tek Kuyruk” adini taktiklarini

    Savasin ozellikle sonlarina dogru ordunun istihkaklari azalttigini, askere
  gunde sadece yarim ekmek verilebildigini, bu ekmegin de tas gibi kuru
  oldugunu Aclik icinde siperlerde yasayan Mehmetlerin ayakkabi koselelerini
  kaynatip corba niyetine icmeye calistiklarini Eger fedakarlik buysa bizim
  bildigimiz hicbir fedakarligin fedakarlik olmadigini

  Medeniyetin oncusu Ingilizlerin beyaz bayrak sallayan Turk askerlerini
  kursuna dizdigini, esir askerlerimizi tahta barakalara doldurarak
  diri diri yaktiklarini Esir alinan ac Turk esirlere maymunlara fistik atar
  gibi yiyecek kirintilari atarak eglendiklerini Turk askerinin savasta
  silahsiz dusman askerini oldurmediklerini hayretle gorduklerini, bu sayede
  cok sayida Ingiliz ve Anzak’in olumden dondugunu, bunlardan birinin sonraki
  yillarda Ingiltere Genel Kurmay Baskani oldugunu, bu adamlarin insanlik
  adina ne varsa Canakkale’de bizden ogrendigini, savasin sonlarina dogru az
  da olsa evcillestiklerini, Canakkale ile yapilan her belgeselde bu temanin
  abartiyla islendigini, bu savasin kendilerine de
  buyuk pay cikararak ve yasadiklari agir yenilgiyi psikolojik olarak ortbas
  etmek icin yapilan son centilmen (!) savas oldugunu utanmadan
  soylediklerini, Turk kokenli yapilan belgesellerde inanilmaz bir Ingiliz
  yalakaligi yapildigini, Hicbir belgeselde Canakkale’de yasanan olaylarin
  sansursuz ve adam gibi anlatilmadigini

  Ingiltere ve Avustralya’nin aradan bu kadar yil gectikten sonra
  Gelibolu’nun kuresel miras oldugunu ve uluslar arasi toprak sayilmasini
  istediklerini, kendi sehitliklerinin oldugu bolgelerin ise kendi topraklari
  olarak kabul edilmesini istediklerini

  Anzak gunu olarak kutlanan 25 Nisan’da TV’lerde Anzak torenlerinin en ince
  ayrintisina kadar anlatildigini, ayni gun yapilan bu memleketin gercek
  sahibi her gorusten Turk genclerin 20 bin kisilik yuruyusunun ise Turk
  TV’leri tarafindan sansurlendigini, gosterilmedigini, Ataturk’un
  Canakkale’de emperyalizme attigi tokat cezalandirilircasina kendisinden
  kerhen (zoraki) bahsedildigini

    Canakkale deniz zaferinin 91 Anma yildonumu olan 18 Mart Gecesi, Biri
  haric hicbir ulusal kanalin adam gibi bir yayin yapmadigini, bu kanalin
  yayinladigi belgeselin ise prime Time bitiminden sonra (24:00)
  yayinlandigini Diger TV’lerin belgesel ya da tartisma programi yapmak
  yerine magazin, eglence, yarisma ve dizi film gosterimi yaptiklarini Bu
  konuyla ilgili yayin yapan diger TV’lerin ise marjinal cizgiye sahip ulusal
  olcekli kanallar oldugunu Gazetelerin ise
  konuya lutfen degindiklerini

  Canakkale savasinin sonuclari itibariyle hicbir savasla kiyaslanamayacak
  kadar Dunya’yi etkiledigini, Bir cok ulkede politik gidisi etkiledigini,
  ozellikle Rusya’da Bolsevik devrimine yol actigini Yarim milyon cesedin
  ise Gelibolu’da topragin kimyasini degistirdigini ve yesillendirdigini
  ve topragin altinda kemikler, bos mermi kovanlari ve patlamamis top
  mermileri ciktigini

  Tarihin en buyuk teknolojisine ulasan ve teknolojiyle her seyi
  halledeceklerini zannedenlerin tarihin en buyuk yenilgisini aldiklarini
  Gogus goguse hicbir carpismayi kazanamadiklarini Torunlarinin guya
  bundan ders cikarip simdi uzun menzilli silahlar yaptiklarini, uzaktan
  kumanda ile savastiklarini, hicbir ucaksavarin vuramayacagi yukseklikten
  ucan ve bombalar atan ucaklar yaptiklarini, Irak’ta bu silahlarini
  denediklerini Ne var ki gogus goguse carpismaya giristiklerinde gene
  cuvalladiklarini, teknolojinin bir kere daha maglup oldugunu

    Ayrilirken hirsini alamayan Ingiliz ve Avustralyali askerlerin olu Turk
  askerlerinin kafataslarini keserek ulkelerine goturduklerini Bu
  yenilgiyi asla unutamayacaklarini, Bir gun mutlaka buraya yeniden
  geleceklerini Biliyor muydunuz?Bilmiyorduk tabi Nereden bilecegiz
  ki? Ders kitaplarinda yazmiyordu Ogretmenlerimiz bahsetmediler Gazeteler
  yazmadi

  Su anda televizyona bakiyorum Bir manken hanim kizimiz sevgilisinin cipine
  binerken muthis bir frikik vermis Kameralar zoom yapiyor Goruntu
  buyuyor Hayatimiz bu ekran ve goruntu tum ekrani kapliyor, hayatimizi
  kaplar gibi Uzaklarda bir yerlerde soguk bir ruzgar esiyor Agac dallari
  sallaniyor, yapraklar hisirdiyor, Bir kopek ulumasi geliyor bir
  yerlerden Yerin altindan iniltiler geliyor sanki Yolcular artik
  durmuyor gelip gectikleri ve bir devrin battigi bu yerlerde
  Toprak uzgun, sukunetini koruyor Belli ki bagrinda yatanlari dusunuyor Ve
  Mehmetlerin kemikleri sizliyor, sizliyor, sizliyor