Çanakkale Savaşalarının Tarih Sıralaması

29 Nisan 2010 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

21 300x225 Çanakkale Savaşalarının Tarih Sıralaması
28 Haziran 1914 Saraybosna suikasti. Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı.

28 Temmuz 1914 Avusturya-Macaristan, Sırbistan’a savaş ilan eder.

1 Ağustos 1914 Almanya Rusya’ya harp ilan eder. Türkiye genel seferberlik ilan etti.

2 Ağustos 1914 Türk-Alman gizli ittifak anlaşmasının yapılması.

3 Ağustos 1914 Harbin öncesinde, donanmanın güçlendirilmesi maksadıyla İngiltere’ye sipariş edilerek yapımı tamamlanmış ve son kuruşuna kadar parası ödenmiş olan Sultan Osman ve Reşadiye isimli gemilerimize İngiltere tarafından el konulmuştu.

16 Ağustos 1914 16 Ağustos’ta İstanbul’a ulaşan Goeben ve Breslau gemileri Osmanlı Donanmasına katılarak Yavuz Sultan Selim ve Midilli isimlerini aldılar.

27 Eylül 1914 Çanakkale Boğazı’ndan bütün gemi geçişlerini yasaklaması.

29 Ekim 1914 Alman subaylar yönetimindeki Osmanlı donanmasının Rus limanlarına ve Rus donanmasına ateş açması.

1 Kasım 1914 Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılması. Fransa ve İngiltere Türkiye’ye savaş açtı. Rusya Türkiye’ye savaş açtı.

3 Kasım 1914 İngiliz-Fransız donanması’nın Çanakkale’nin dış tabyaları bombalaması. Bu ilk deniz taarruzu, ilerki aylarda da tekrarlanacaktır.

2 Aralık 1914 Sarıkamış harekatının başlaması.

13 Aralık 1914 Mesudiye Zırhlısı, İngiliz B-11 Denizaltısı’ndan atılan torpidoyla batırıldı.

3 Ocak 1915 Churchill, Çanakkale’yi abluka altında bulunduran Amiral Garden’den Boğazın yalnız denizden zorlanmasını mümkün görüp görmediğini sorar.

5 Ocak 1915 Amiral Garden’in cevabı gelir.

13 Ocak 1915 Çanakkale’yi geçme planı Amiral Garden tarafından hazırlanmış ve 13 Ocak’ta Savaş komitesi tarafından onaylanmıştı.

20 Ocak 1915 Atatürk’ün Kuruluş halinde bulunan 19. Tümen Komutanlığına (Tekirdağ) atanması.

2 Şubat 1915 Atatürk’ün Tekirdağ’a gelişi ve 19. Tümeni kurma çalışmalarına başlaması.

19 Şubat 1915 Müttefik Donanması’nın Boğaz’ın dış tabyalarını bombalamaya başlaması.

25 Şubat 1915 Tekirdağ’daki 19. Tümen Komutanlığı’nın Maydos (Eceabat)’a nakli ve Atatürk’ün 19. Tümen Komutanlığı üzerinde olmak üzere Maydos Bölgesi Komutanı olarak görevini sürdürmesi.

7 – 8 Mart 1915 7 Mart’ı 8 Mart’a bağlayan gece Nusrat mayın gemisi düşman gemilerinin projektörlerine aldırmadan Anadolu yakasındaki Akyarlar’a mayınlarını bıraktı.

12 Mart 1915 Hamilton Fransız ve İngiliz Kara Kuvvetleri başkumandanlığına tayin edildi.

16 Mart 1915 Amiral Carden sinirleri bozulduğu için görevden ayrıldı yerine Amiral de Robeck atandı.

18 Mart 1915 Çanakkale deniz zaferlerinin kazanıldığı gün. Fransız ve İngilizler’in Çanakkale’ye yaptıkları deniz saldırısının başarısızlığı.

23 Mart 1915 Gelibolu/Çanakkale’de 5. Ordu’nun kurulması.

24-26 Mart 1915 Alman General Liman von Sanders Çanakkale’de V. Ordu komutanı oldu. Sanders’in Gelibolu’ya gelmesi, yeni savunma planı yapması, Atatürk’ün komutanı olduğu 19. Tümeni ordu ihtiyat kuvveti olarak kendine bağlaması.

18 Nisan 1915 Mustafa Kemal, 18 Nisan 1915′te Çamyayla (Bigali) köyüne gelerek köy evini Karargah yapmıştı.

22 Nisan 1915 Müttefikler’in Gelibolu’ya çıkarma yapmaları.

25 Nisan 1915 Arıburnu Zaferi kazanıldı. İtilaf Devletleri’nin, Arıburnu’na asker çıkarmaları üzerine Mustafa Kemal’in Tümeniyle düşmanı önleyerek durdurması. İngiliz ve Fransızların Seddülbahir, Arıburnu ve Kumkale’ye asker çıkarmaları, 9 ay sürecek Çanakkale kara savaşlarının başlaması.

28 Nisan 1915 Seddülbahir’de “1. Kirte Savaşı” olarak bilinen muharebe.

1 Mayıs 1915 Fransız Joule denizaltısı mayına çarparak battı.

2 Mayıs 1915 Van’ın Rus ve Ermeniler tarafından işgali.

6 – 8 Mayıs 1915 İkinci Kirte muharebesi.

12 Mayıs 1915 Muavenet-i Milliye torpidobotunun İngiliz Goliath zırhlısını torpilleyerek batırması, Çanakkale Muharebeleri tarihinde önemli bir yer tutar.

19 Mayıs 1915 Liman Von Sanders’in 42 bin kişilik bir kuvvetle Arıburnu çıkarma noktasındaki Anzaklar’a yönelik başarısız saldırısı. Türkler 10 bin kayıp vererek geri çekildi. 19 Mayıs 1915 günü Çanakkale Savaşı’nın en kanlı günlerinden biri yaşanmıştır.

1 Haziran 1915 Atatürk’ün Albaylığa yükselmesi.

4 Haziran 1915 Seddülbahir’de 3. Kirte Savaşı.

6 Ağustos 1915 Arıburnu’nda Anzak’ların cephenin ortasından büyük taarruzu.

8 Ağustos 1915 Atatürk’ün Anafartalar Grubu Komutanlığına getirilmesi.

9 Ağustos 1915 Birinci Anafartalar Zaferi.

10 Ağustos 1915 Conkbayırı Zaferi.

15 Ağustos 1915 Kireçtepe Muharebeleri. 21-22 Ağustos İkinci Anafartalar Zaferi.

1 Eylül 1915 Atatürk’e, Anafartalar Grubu Komutanlığı’ndaki üstün başarılan sebebiyle “Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası” verilişi.

8 Ocak 1916 Fransız-İngiliz birliklerinin Gelibolu’dan çekilmeleri.

9 Ocak 1916 Mustafa Kemal önderliğindeki Türk Ordusu tüm cephelerde savaşı kazanmış ve 9 Ocak 1916 tarihinde İttifak Devletleri Gelibolu Yarımadası’ndan tamamen çıkartılmıştır.

14 Ocak 1916 Mustafa Kemal’in Edirne’de XVI. Kolordu Komutanlığına başlaması.

17 Ocak 1916 Atatürk’e, “Anafartalar Grubu Komutanlığı”ndaki üstün başarıları sebebiyle “Muharebe Altın Liyakat Madalyası” verilişi.

Aynalı Çarşı ilgisizlikten şikayetçi

20 Temmuz 2009 admin  
Kategori: Gündem

aynalicarsi Aynalı Çarşı ilgisizlikten şikayetçiÇanakkale’de, türkülere konu olan tarihi Aynalı Çarşı’nın esnafı, yerli ve yabancı turistlerin ilgisizliğinden şikayetçi.

Kentin simgelerinden biri olan ve içerisinde hediyelik eşya satılan elli iş yerinin bulunduğu Aynalı Çarşı’da esnaf, yerli ve yabancı turistlerin ilgisinin giderek azalmasından ve bu nedenle de satışların düşmesinden dert yanıyor. İş yapamadıklarını ifade eden esnaf, kiralarını dahi ödeyemez duruma gelmekten yakınıyor.

1970 yılından beri çarşıda esnaflık yapan Ali İhsan Kasım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eskiden çarşının, Çanakkale’ye gelen yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edildiğini ve çok büyük ilgi gördüğünü belirtti.

Aynalı Çarşı’nın zamanla eski çekiciliğini kaybetmeye başladığını dile getiren Kasım, ”Çarşıya gelen turistlerin çoğunluğu, hiçbir alışveriş yapmadan çıkıp gidiyor. Bunda küresel krizin de etkisi var. Ama bunun yanı sıra bölgeye gelen turist kafilelerinin, özellikle Trakya ve İstanbul güzergahından gelen insanların, sadece Gelibolu Yarımadası’nda gezdirilmesi ve konaklatılmasının çok büyük payı var” dedi.

”GÖRSEL MATERYALLERİN TANITIMI ŞART”

Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Şinası Haznedar da Aynalı Çarşı esnafının şikayetini haklı bulduğunu söyledi.

Kentin bir transit geçiş noktası olduğunu anlatan Haznedar, Çanakkale’nin gel-geç noktası karakterini aşma çabası içinde olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:

”İstanbul’dan yola çıkan tatilciler için Çanakkale değil de, İzmir, Ayvalık, Marmaris ve Bodrum gibi bölgeler hedef olduğu için, yöreye gelen turistler feribotla Çanakkale’ye geçerek buradan otoban üzerinden geçip gidiyorlar. Bu haklı şikayeti bertaraf edecek çalışmalar da sadece profesyonel kültür turizm bürokratlarının değil, hepimizin görevidir. O turisti Çanakkale’de konaklatacak ve ilgisini çekecek birtakım şehir özelliklerine, görsel materyallere sahip olması lazım.

Mesela nasıl İstanbul’a gelen Kız Kulesi ve Sultanahmet’i, Paris’e giden Eyfel Kulesi’ni, bu kentlerin simgeleri olan görsel materyalleri görmeden gitmiyorlarsa, Çanakkale’nin de böyle bir simgeye ihtiyacı var. Çanakkale’de bunlar fazlasıyla mevcut, ama Türkiye ve yurt dışındaki toplumların bilincine çok da çıkarılmış, onların farkındalığına çok da sunulmuş unsurlar değil. Bunları arttırmalıyız ki insanlar Çanakkale’de de bunlar varmış, bir gece Çanakkale’de geceleyelim de öyle gidelim diyebilsin.”

AYNALI ÇARŞI

Çarşının yapılışı ile ilgili, ”1889 yılında II. Abdülhamid’in padişahlığı zamanında Çanakkale’nin önde gelen Yahudi ailelerinden İlya Halyo tarafından inşa ettirildiği” ve ”Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde çarşıdan söz ettiği” görüşleri bulunuyor.

Çanakkale Savaşları sırasında bir bombardıman sonrası çıkan yangın sonucu tahrip olan çarşı, 1918-1921 yılları arasında İngiltere’nin Çanakkale’yi işgali sırasında ise İngilizler tarafından ahır olarak kullanıldı.

Aynalı Çarşı, 1994 yılından sonra yapılan çalışmayla yeniden kullanılır hale getirilerek, bugünkü halini aldı.

Kaynaklarda, çarşıda eskiden atlar için koşum ve süs eşyası yapan dükkanlar bulunduğu, bu dükkanlarda ”Ayna” denilen ”At gözlükleri” satıldığı için bir tür benzetme olarak ”Aynalı Çarşı” isminin kullanıldığı belirtiliyor.

Çanakkale Savaşları esnasında çekilen video

07 Haziran 2009 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

Bazı medya organlarımız, Avustralya’da yayımlanan The Daily Telegraph gazetesinin internet sitesinde yayınlanan habere dayanarak, İngiliz savaş muhabiri Ellis Ashmead-Bartlett tarafından çekilmiş olan video görüntülerinin, Çanakkale Savaşlarından bilinen ilk video görüntüleri olduğunu belirterek yayınladılar. Görüntülerin yeni olduğu doğru fakat ilk oldukları yanlış  İşte sizlere yayınlanan görüntülerden çok daha kapsamlı ve çarpıcı video görüntüleri. Aslında bu video görüntüler, bulunan görüntülerin devamı niteliğinde. Videoların içeriği ise şöyle:

1- Çıkarmadan 1 ay sonra barakalar.
2- Anzakların Maclaurin’s Hill adını verdikleri mevkiden Tepe üzerinde konuşan iki kişi ve birkaç mezar ve devamında malzeme taşıyan iki asker.
3- Anzak koyundan tepelere ilerleyen askerler.
4- Merkez karargaha mesaj getiren ulaklar.
5- Türk askerinin sadece 45 metre uzağındaki siperlerinden periskop yardımıyla, aynalı tüfeklerle ateş eden askerler.
6-  Gelibolu yarımadasına top arabası çekmek ya da yük taşımak amacıyla getirilen at ve katırlar.
7- Kraliyet Deniz Tümeni tarafından temmuz 1915 te üretilen zırhlı araç.
8- Görüntüler arasında en çarpıcı olanı. Canlı savaş sahnesi! Conkbayrına ilerleyen anzak askerleri yeni kazandıkları bir siperden ateş ediyorlar.

Videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.

Çanakkale Savaşlarında Yarbay Mustafa Kemal

07 Haziran 2009 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

yarbaymustafakemal 300x206 Çanakkale Savaşlarında Yarbay Mustafa Kemal
İtilaf Devletleri, 3 Kasım 1914’te başlattıkları deniz harekâtının son taarruzunda 18 Mart
1915’te kesin bir yenilgiye uğradıktan sonra bu şekilde denizden başarılı olamayacaklarını
anlamışlardı. Öncelikle bir kara harekâtıyla boğazı koruyan tabyaları ortadan kaldırmaya ve Marmara
Denizi’ne geçerek İstanbul’u düşürmeye karar verdiler.
Henüz 34 yaşında genç bir subayken kendi arzusu ve ısrarıyla Sofya Ateşemiliteriği’nden
alınarak savaşa Kaymakam (Kurmay Yarbay) rütbesiyle katılmış ve Gelibolu bölgesinde bulunan 3.
Kolordu emrinde kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığı’na atanmıştır. Bu tümen 25 Şubat 1915’ten
itibaren Ece Limanı- Seddülbahir kıyılarının savunmasıyla görevlendirilmiş daha sonra gelen bir
emirle 5. Ordu’nun ihtiyatı yapılmıştır.
Savaşta bulunan veya bulunmayan herkesin övgüsünü kazanan büyük asker ve Türkiye
Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal hakkında Çanakkale savaşıyla ilgili olarak herkesin ittifakla
söylediği bir cümle vardır: “25 Nisan 1915’te (kara savaşlarının başladığı çıkartma günü) her iki
taraftan hata yapan birçok kişi vardı. Tek hata yapmayan ise Mustafa Kemal’di”.
Nitekim Mustafa Kemal’in de aralarında bulunduğu bazı Türk subayları düşmanın karaya ayak
bastırılmadan kıyıda karşılanması gerektiğini düşünmekteydi. Ona göre çıkartma harekâtı Kabatepe -
Arıburnu hattında gerçekleşecekti. Buna karşılık Liman von Sanders’in başkanlığındaki komuta heyeti
ise düşmanın karaya çıktıktan sonra derinliklere çekilerek yok edilm esini planlamıştı.
Düşman taarruzu, M. Kemal Bey’in de düşündüğü gibi başlamış ve zayıf kıyı birliklerince
karşılanmıştı. O, ordudan emir gelinceye kadar geçecek zamanın aleyhimize olacağını görerek,
sorumluluğu almış ve askerlerini harekete geçirmişti. Kocaçimen Tepesi’ne vardığında kıyı
gözetlemesinde görevliyken cephaneleri bittiğinden dolayı çekilen ve düşman tarafından takip edilen
bir bölüğe rastladı. Mustafa Kemal o sahneyi şöyle anlatmaktadır:
-Niçin kaçıyorsunuz? Dedim
- Efendim düşman, dediler.
-Nerede?
-İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Gerçekten de düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı
tepeye yaklaşmış ve serbestçe ileriye doğru yürüyordu.Şimdi vaziyeti bir düşünün ben kuvvetlerimi
bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye… Düşman da bu tepeye gelmiş… Demek ki düşman
bana benim askerlerimden daha yakın; ve düşman benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena
bir vaziyete duçar olacak. O zaman, artık bunu bilmiyorum, bir muhakemei mantıkıye midir, yoksa
sevki tabiiyle midir? bilmiyorum; kaçan efrada:
-Düşmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.
2
Ve bağırarak bunlara süngü tak, dedim. Yere yatırdım. Bu efrat yere yatınca düşman askerleri
de yere yattı. Kazandığımız an bu andır…”
Bu durum karşısında düşman tereddüt geçirmiş ve geçen zaman içinde meşhur 57. Alaya
mensup askerler Conkbayırı’na yetişerek muharebeye katılmıştır. Bu ilk karşılama sonucunda
düşmana Çanakkale Boğazı’nı kontrol edebilecek imkânları yakalama fırsatını da vermeyerek
Çanakkale savunmasının temelini atmıştır.
8 Mayıs 1915 günü Arıburnu Kuvvetleri Komutanı sıfatıyla verdiği emirde:
-Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman
zarfında yerimize başka kuvvetler kaim olabilir” diyerek o günkü başarıyı ruhundaki irade kudretiyle
sağlamıştı.
Mustafa Kemal’in bu savaşlardaki durumunu çabuk kavramak, çabuk karar vermek, kararını
enerjiyle uygulamak ve sorumluluktan çekinmemek suretiyle gösterdiği hasletler kendisinin büyük
komutan vasıflarına sahip olduğunu ispatlamaktadır.
1 Haziran 1915’te Albaylığa terfi eden Mustafa Kemal, savaşın ilerleyen safhalarında
Anafartalar’da görev almış, 8-9 Ağustos tarihlerinde Anafartalar Grubu Komutanlığı gibi ağır bir
sorumluluğu üstlenerek düşmanın bu bölgeye yaptığı taarruzları aynı cesaretle durdurmayı başarmıştır.
Mustafa Kemal bu tehlikeli görevi nasıl bir düşünceyle kabul ettiğini şu cümlelerle özetlemektedir:
-Vakıa böyle bir mesuliyeti deruhte etmek, basit bir keyfiyet değildir. Fakat ben, vatanım
mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için kemali iftiharla bu mesuliyeti deruhte ettim.
Nitekim O, 10 Ağustos’ta tanyeri ağarırken düşmanın üzerine yapılacak bir taarruzu bizzat
yönetmek için hazırladığı asker saflarının en önüne geçmişti. Saldırı sırasında düşman silah
kullanmaya fırsat bulamadan tamamıyla imha edildi. Bu sırada Mustafa Kemal’e de bir şarapnel isabet
etmiş, fakat sağ cebinde bulunan saati kendisini yaralanmaktan belki de bir ölümden kurtarmıştır.
Böylece Mustafa Kemal, Conkbayırı’na yerleşmek isteyen düşmanı geri atmış ve Çanakkale’yi ikinci
kez kurtarmıştı.
İlerleyen aylarda da Çanakkale’de muharebeler olanca şiddetiyle devam etmesine rağmen iki
tarafta kesin bir sonuç alamıyordu. Çatışmalar siper muharebelerine dönmüş buna cephenin olumsuz
iklim ve sağlık koşulları da eklenince özellikle düşmanda bir yılgınlık hali başlamıştı. Bunu gayet iyi
sezen Mustafa Kemal, düşmanın bir geri çekilmeye fırsat bırakılmadan ezilmesi için taarruz
yapılmasını üstlerinden istemiş ancak kendisine olumsuz yanıt verilince o da 10 Aralık 1915’te
Çanakkale’deki görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır.
Yeni kurulacak Cumhuriyet, liderini bu savaşta bulmuştur. Belki Çanakkale savaşı olmasaydı
Mustafa Kemal Atatürk’te olmayacaktı. Çanakkale’ye Anadolu’nun her yerinden yüzbinlerce asker
gelmişti. Bu askerler orada bulunduğu sırada Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey’in verdiği
doğru kararlar ve adeta ölüme karşı meydan okuyuşuyla gerçek bir lider olduğunu görmüşlerdi. İlk
önce düşmanın karaya asker çıkaracağı yeri doğru olarak tespit etmiş, daha sonra verdiği isabetli ve
cesur kararlarla savaşın gidişatı üzerinde ekili olmuştu. O saldırı anında askerinin önünde olarak örnek
3
bir komutan olmuştu. Hatta bir taarruz hazırlığı sırasında askerin isteksiz olduğunu görünce,
kendisinin tepeye çıkarak kırbacıyla işaret verince hücuma kalkınma sı emrini vermişti. Görgü tanıkları
orada vurulmamasını Allah’ın bir yardımı olarak değerlendirmişlerdi. Elbette bunlara tanık olan
askerler memleketlerine döndüklerinde gördüklerini herkese anlattılar. Milli Mücadele’nin başında
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya çıktığında artık herkes tarafından Anafartalar kahramanı olarak
tanınıyordu. O, İngilizleri bir kez yenmişti, dolayısıyla yine yenebilirdi. Mustafa Kemal Paşa, gerek
Erzurum gerekse Sivas kongrelerinde bu yüzden hiç yadırganmadan kabul görmüş, büyük M illet
Meclisi’nin açılışında da siyasi bir lider olarak Türk halkının önüne geçmiştir. Mustafa Kemal
Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde ne kadar önemi varsa, onun hayatında da Çanakkale
Savaşları’nın o kadar büyük yeri vardır.

Yrd.Doç.Dr. Hasan Mert

Gelibolu Milli Parkı

07 Haziran 2009 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

milliparkharita 300x225 Gelibolu Milli Parkı

Doğal ve kültürel değerleri yanı sıra Dünya Savaş Tarihi açısından büyük önem taşıyan ve Mustafa Kemal komutasındaki Türk Ordu birliklerinin dünyayı şaşırtan cesaret ve kahramanlıklarının sergilendiği Çanakkale Savaşları’nın izlerini ve anılarını korumak amacıyla 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir.
Gelibolu Yarımadası Tarihi ve Milli parkı, ilimizin en önemli gezi yerlerinden birisidir.

Parkın kara sınır- larını Gelibolu Yarımadasının Saroz körfezindeki Kabatepe limanı ile Çanakkale Boğazında yer alan Akbaş iskelesi arasında çizilecek bir hat oluşturur. Seddülbahir köyü çevresindeki Teke ve Hisarlık Burunları, Ertuğrul, Morto, İkiz Koyları, Alçıtepe, Kereviz- dere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkba- yırı, Kocaçimen, Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları sava- şın cereyan ettiği başlıca alanlardır. Çanakkale Savaşları sırasında büyük cesaret göstererek şehit olan birlikler ve şahıslar adına bugün Gelibolu Yarımadası’nda çok sayıda şehitlik vardır. Herbiri ayrı bir kahramanlık örneği olan bu şehitliklerin en önemlisi Morto koyunda, Hisarlık Tepe üze- rinde tüm şehitlerimizin anısına dikilen ÇANAKKALE ŞE- HİTLER ABİDESİ’dir. Gelibolu Yarımadası üzerinde, Çanak- kale savaşlarında hayatlarını kaybeden yabancı askerler için de Anıt ve mezarlıklar vardır.

Çanakkale Savaşları:

Sararan yapraklarını ağır ağır dökmeye başlamış ağaçlar… Poyraz, çok kötü bir şekilde hissettiriyor kendini… Hava oldukça sert ve gün yeni ağarmakta Seddülbahir’de…

Çamburnu Anıtı:

Eceabat – Seddülbahir yolunun 2.nci km.sinde yer alır. Anıt, Balkan ve Çanakkale Şehitleri adına 1962 yılında yaptırılmıştır. Bir kaide üzerine oturtulmuş olan Anıtın boyu 2.5 m.dir. Çevresi demir motiflerle süslenmiştir. Anıtın bir yüzünde, “Burada Balkan ve Çanakkale Harplerinde şehit düşen binlerce kahramanlar yatar” yazısı, diğer yüzünde de “DUR YOLCU” şiirinin bir kıtası yer alır.

Havuzlar Şehitliği
Kerevizdere savaşlarında yaralanıp bu yerde vefat eden 2 subay ve 8 er anısına 1961 yılında dikilmiştir.

Sığındere Sargı Yeri Anıtı
Alçıtepe köyünün kuzeybatısındadır. 1947 yılında yapılmıştır. 25 ve 26. Piyade Alaylarında şehit düşen tüm personel ve 2. Tüm. Kur. Bşk. Kur. Yzb. Kemal Bey ile Sığındere’deki ilk yardım istasyonunda tedavi görmekte iken düşmanın açtığı ateş esnasında şehit olan askerlerimiz anısına, 1995′de T.C Kültür Bakanlığı’nca inşa edilmiştir.

İlk Şehitler Anıtı
Seddülbahir köyündedir. 1986 yılında, Çanakkale Savaşlarında ilk olarak canlarını veren 5 Subay, 81 er olmak üzere toplam 86 şehidimiz anısına dikilmiştir. Cephanelik Şehitliği olarak da adlandırılmaktadır.

Fransız Anıt ve Mezarlığı
Morto koyuna bakan bir yamaç üzerine kurulan Anıt, Çanak- kale Savaşlarında hayatlarını kaybeden 14.382 Fransız as- kerinin anısına yapılmıştır. Mezarlıkta kimlikleri bilinen as- kerler için ayrı ayrı taşlar dikilidir. Kimlikleri tespit edileme- yenler ise Anıt çevresindeki dört toplama bölmesi ile Anıt girişindeki toplama bölmesine konulmuştur.

Çanakkale Şehitler Abidesi
Morto köyü önündeki Hisarlıktepe üzerinde Çanakkale Savaşlarında bu cennet vatan için canlarını veren 253.000 şehidimizin anısına izafeten yaptırılmıştır. Temeli 19 Nisan 1954 tarihinde atılmış ve 21 Ağustos 1960 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yüksekliği 41.70 cm. dir. Çanakkale Şehitleri anısına yapılan Anıtın altında SAVAŞ ESERLERİ MÜZESİ bulunmaktadır. Abidenin girişte sol tarafında ise T.C Kültür Bakanlığınca 1992 yılında yaptırılan Çanakkale Şehitliğinde yurdumuzun her bir köşesinden vatan savunması için Çanakkale’ye koşan ve en kıymetli varlıklarını, canlarını veren aziz şehitlerimiz huzur içerisinde dinlenmektedirler.

Şehitler Abidesi Müzesi
Müze, Şehitler Abidesi’nin altındaki salonda hizmet vermek- tedir. Salonun girişinde Çanakkale Savaşlarını gösteren krokiler ile savaş anında çekilmiş fotoğraflar yer alır. Salo- nun sağındaki vitrinlerde, İngilizlere ait harp esnasında kul- lanılan ilaç, içki, karavana kapları vardır. Diğer vitrinlerde şehitlerimize ait kan dolu saatler, savaşın vahşetini gösteren kemiklere saplanmış mermi ve şarapnel parçaları ve mermi çekirdeklerinin havada birbirleri ile çarpışmalarıyla meydana gelen ilginç şekiller, Mehmetçiğin kahramanlığının delilleri olark sergilenmektedir

Yahya Çavuş Anıtı
Seddülbahir köyünün karşısında, Ertuğrul Koyuna hakim tepecik üzerinde yer alır. Anıt, 25 Nisan 1915 günü çıkartma yapan İngiliz kuvvetlerine kahramanca karşı koyan ve büyük kayıplar verdiren Yahya Çavuş ve takımı adına, T.C Kültür Bakanlığı’nca 1993 yılında yaptırılmıştır.

Helles Anıtı
Çanakkale Savaşları esnasında hayatlarını kaybeden İngiliz, Avustralya ve Hindistan kuvvetlerinden oluşan toplam 20.761 kişinin anısına dikilmiştir. 29. Kraliyet Deniz Tümeninin karaya çıktığı yerin yakınındaki tepenin üzerinde yükselir. Sütun 100 fest boyundadır. Sütunun denize bakan yüzende Boğaz Savaşlarına katılan gemilerin, bu sütunun karşısındaki avlu duvarlarının üzerinde diğer savaş gemilerinin isimleri kazınmıştır. Helles, Anzac ve Suvla isimleri sütunun diğer yüzlerine yazılmıştır.

Son Ok Anıtı
Alçıtepe köyünün yanındadır. Mülga 7. Tümen Komutanlığı 1948 yılında 10.000 şehidimizin anısına inşa olmuştur.

Nuri Yamut Anıtı
26 Haziran – 12 Temmuz 1915 tarihleri arasında yapılan Sığındere savaşlarında şehit düşen 10.000 kahramanımız adına yaptırılmıştır. Alçıtepe köyünün 2.5 km. batısındadır.

Mehmet Çavuş Anıtı
Bu Anıt, düşmanın hiçbir zaman ele geçiremediği ve bu nedenle “Cesarettepe” diye anılan tepede bulunmaktadır. Silahı kırıldığından düşmana taşla ve yumrukla hücum eden Mehmet Çavuş’un anısına izafeten, Mehmet Çavuş Anıtı olarak adlandırılmıştır.

Lone Pine Anıt ve Mezarlığı
4228 Avustralya ve 708 Yeni Zellanda harp ölüsünün anısına Kanlısırt’a yaptırılmıştır. Anıt ve Mezarlığı- nın bulunduğu yer Avustralya ‘lılar hedeflerinden birisi idi ve 25 Nisan 1915′de Anzak Koyu’na çıkartma yapıldığı gün alındı ve sonra kaybedildi. 6 Ağustos günü Türk siperleri l. Avusturalya Tugayı tarafından bombalandı ve ele geçirildi. Savaş 5 gün 5 gece sürdü. Her yıl burada Avustralyalılar 24/25 Nisan’da özel törenler yapmaktadırlar.

57. Piyade Alayı Şehitliği
Çanakkale Savaşları sırasıda kahramanlıkları destanlaşan ve tümü ile şehit olan 57. Piyade Alayı Şehitleri anısına T.C. Kültür Bakanlığınca 1994 yılında yapılmıştır.

Conkbayırı Mehmetçik Anıtı
Bu Anıt Conkbayır’ndaki savaşta hayatını kaybeden Türk askenleri adına dikilmiştir. Milli tarihimizin altın bir sayfa olarak eklenen Çanakkale Savaşları’nın odak noktası olan ve düşmana ilk sillenin indirildiği Mehmetçik Parkı içersinde yapılan Anıt, tepeyi tümüyle kaplayacak tarzda ve kademeli olarak yükselen beş beton panelden oluşmaktadır. Bu beş panel, Tanrı’ya dua eden bir insanın beş parmağını sembolize etmektedir.

Conkbayırı Anıt ve Mezarlığı
Conkbayırı’nda hayatlarını kaybeden 952 Yeni Zellanda’lının anısına yapılmıştır.
Conkbayırı, Çanakkale Savaşlarında en önemli hedeflerden birisidir. Avustralya’lılar 25 Nisan çıkartmasının ardından Conkbayırı’na doğru tırmandılar ancak karşılarında hiç bekle- medikleri büyük bir Komutan Mustafa Kemal Atatürk’ü gö- rünce durmak zorunda kaldılar. 6-10 , Ağustos tarihleri ara- sında yapılan Sarı Bayır savaşlarında Yeni Zellandalılar Conkbayırı’nın en uç noktasını ele geçirmeye çalıştılar fakat Mustafa Kemal’in başında bulunduğu güçlü savunma karşısında başarısızlığa uğradılar. Ne Liman Von Sanders ve ne de bir başka komutanın göremediğini, o inanılmaz askeri dehası ile ATATÜRK görmüş ve Conkbayırı ile Sarı Bayır’ın bütün güney yarımadanın anahtarı olacağını anlamıştı. Büyük Komutan ATATÜRK, “Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum…” emrini, Conkbayırı’nda, tarihin unutulmaz sayfalarına nakşetmişti.
1994 yılında T.C. Kültür Bakanlığınca Yeni Zellanda Anıtı’nın tam karşısında bulunan ve Atatürk’ün saatinin parçalandığı yere Yeni Zellanda Anıtı kadar heybetli Atatürk’ün Anıtı yaptırılmıştır.

Kabatepe Tanıtma Merkezi
Çanakkale Savaşları sonrası harp sahasında bulunan çeşitli silah, mermi, giysi, vb. malzemeler ile; Çanakkale Savaşları’nın çeşitli sahnelerini gösterir fotoğrafların sergilendiği bir Müzedir.

Çamyayla Atatürk Evi
Çanakkale Savaşları sırasında Mustafa Kemal’in 19. Tümen Karargahı olarak kullandığı ve bir odasında ikamet ettiği ev, 1973 yılında Müze haline getirilmiştir. Müzede Atatürk’ün şahsi eşyaları, sivil ve askeri kıyafetleri ile fotoğrafları sergilenmektedir.

İşte Çanakkale Ruhu!

27 Nisan 2009 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde, Çanakkale kara savaşlarıyla ilgili, ilk kez gün ışığına çıkan görüntülerin de yer aldığı bir video yayımlandı.

Türk Silahlı Kuvvetleri Foto Film Merkezi Komutanlığı tarafından 26 Şubat 2009′da hazırlandığı bildirilen ve Çanakkale kara savaşlarının 94. yıl dönümü dolayısıyla yayımlanan video, 18 dakika 35 saniye sürüyor.
 
 ”Çanakkale Geçilmez” yazısı ve ”Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı” türküsüyle başlayan videoda, Çanakkale’de çarpışan Türk askerinin cephedeki ve cephe gerisindeki durumuna ilişkin görüntüler bulunuyor.
 
Videoda, Atatürk’ün cephede çekilmiş fotoğraflarının da bulunduğu bir dizi fotoğrafa da yer verildi.
 
Videoyu izlemek için bir müddet bekleniz gerekebilir..

Çanakkale savaşı yeni görüntüler TSK haber klip

Tarihi Değiştiren Destan: Çanakkale

19 Mart 2009 admin  
Kategori: Çanakkale Tarihi

18 Mart, Birinci Dünya Savaşı içinde ayrı bir özelliği olan, tarihin kaderini değiştiren, yaşamak hakkına şerefi ile ulaşan bir milletin kahramanlık destanının yazıldığı tarihin, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 94. yıl dönümü…

canakkale2 300x197 Tarihi Değiştiren Destan: Çanakkale

 

İngiliz ve Fransız ortak saldırılarına karşı savaşılan bu cephede cereyan eden muharebeler, denizden ve karadan olmak üzere yaklaşık bir yıl sürdü. Çok şiddetli çarpışmalar oldu, Türk ordusu canları pahasına büyük bir zafer kazandı.

Çanakkale Savaşları’nda 18 Mart Deniz Zaferi’nin ise önemli bir yeri bulunuyor. 18 Mart, yersiz bir gururun Karanlık Liman’da boğuluşunun tarihlere kaydedildiği gün oldu.

NE LİMAN, NE DE FABRİKA VARDI…

1914′te Osmanlı, yorgun ve halsizdi, Avrupalılar’ın deyimiyle ”hasta adamdı”. Birinci Dünya Savaşı’na girecek durumda değildi. Yeni çıktığı Balkan Savaşı’nın yaralarını saracak zaman bile bulamamıştı. 1911 Trablusgarp ve 1913 Balkan muharebeleri yenilgileri Osmanlı’nın adeta belini bükmüş ve kendisine gelmesini çok zor bir sürece sokmuştu.

Genç Türkler iktidara geldiği 5 yıl içinde büyük toprak kayıplarına uğramıştı. En değerli ordularını bozgunda kaybetmiş, kucak dolusu paralar ödenerek dışarıdan satın alınmış silah, top, cephane ne varsa onlar da Ekim ve Kasım ayının çamurlu, yolsuz Rumeli topraklarında düşmana terk edilmişti.

Koca imparatorluk, çağın, sanayi devriminin, bilim ve teknolojinin çok gerilerinde kalmış, zengin Avrupalılar’ın ”kapitülasyon” denilen ekonomik ve mali boyunduruğu altında ezikti. Ülkede ne sanayi denebilecek bir tesis, ne de tam anlamıyla yapılan bir tarım vardı. Gaz yağından iğnesine, silahından mermisine her şey için dışa bağımlı olan memlekette ne düzgün bir yol, ne bir liman, ne de fabrika vardı.

İhmale uğramış, insanları fakir ve okutulmamış, devlet yönetimi çürümüş, hazinesi tamtakır olmuştu. Bir yıl öncesinden beri Alman askeri Türk ordusunda geniş ıslahat yapmış, fakat Balkanlar’daki yenilgiler büyük zarar getirmişti. Birçok bölgede asker aylardan beri maaşını alamamış, orduda moral kalmamıştı. Donanma da mutsuz ve demode bir haldeydi. Çanakkale’deki Garnizon perişandı. Silahları ise çağdışı idi.

Siyasal durum ise tam bir karmaşa idi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne bağlı olan Genç Türkler, 1909′da padişahı tahtan indirerek, pek çok çevrede ,özellikle aydın çevrede tam bir destek kazanmıştı.

Ancak, 5 yıllık savaş ve iç bunalımlar gereğinden de fazlaydı. İmparatorluğun derme çatma hükümeti, bir başka hükümeti iş başına getirerek kuvvetlenmek, durumu düzeltmek imkanını da kaçırmış, Genç Türkler’in enerjileri ise kendi başlarını kurtarmanın umutsuz mücadelesinde tükenmişti.

Artık ne demokratik seçimlerden, ne özgürlükten, ne bütün ırkların eşitliğinden ne de hilal altında birleşmeden bahseden yoktu. Mali yönden hükümet iflas etmiş, eski zorbalık ve irtikap günlerine geri dönülmüştü. Bağdat ve Kudüs gibi dış eyaletlerde mahalli idareler korkutucu bir durumdaydı. Her an herhangi bir aşiretin bağımsızlığını ilan etmesi mümkündü.

Durum böyle olunca İttihat ve Terakki yönetimi de halkın gözünden iyice düştü.

Dünya kaçınılmaz bir paylaşım savaşına doğru yönelirken, Osmanlı İmparatorluğu da bu savaş karşısında tarafsız kalamayacağını fark etti. Bu durumda yapılabilecek en doğru hareket ”ölünecekse savaşarak ölmek” idi. Halk ve İttihatçı üyeler, Osmanlı’nın savaşa girmesine taraftar değildi. Bu arada Alman Ordusu’ndan yetkililer, Türk askerini eğitmeye başlamıştı.

İttihatçılar Almanya yerine İngiltere ve Fransa’ya yakınlık duyuyorlardı. Almanya, sadece Enver Paşa ve diğer subaylara yakın geliyordu. Çünkü, Almanya’da eğitim görmüşlerdi. Almanlar da ittifakta çok istekliydi.

İngiltere, Genç Türkler’in iktidarına güvenmiyor ve onlarla ittifak yapma teklifini reddediyordu. Ancak durum böyle olmasına karşılık Osmanlı üyelerinden Hakkı Paşa, İngiltere ile problemli konuları halletmek ve ittifaka zemin hazırlamak amacıyla Londra’ya gönderildi.

Diğer yandan, Balkan savaşları sırasında edinilen borçların tasfiyesi ve yeni borçlar için Maliye Nazırı Cavit Bey Fransa’da faaliyette idi. Fransa da tıpkı İngiltere gibi borç yanında kapitülasyonlardan vazgeçmeye ancak diğerleri vazgeçerse razı olacağını belirtti.

Rus ordusu ise güçlü ve disiplinliydi. Ancak sanayisi, siper savaşı için gerekli cephaneyi ve ağır obüs toplarını yeter ölçü ve zamanda yetiştirecek derecede gelişmemişti. Bu bakımdan İngiltere ve Fransa geri durumdaydı. Bunun yanında, Rusya’nın en işlek liman ve demiryolları Karadeniz ve Baltık Denizi’ndeydi. Bu, Rusya’nın birinci yoluydu. Bu yolu açıp kapamak Osmanlı Devleti’nin elindeydi.

Osmanlı Hükümeti için boğazları kapalı tutmak gerekliydi, seferberlik zorunluydu. İttihat ve Terakki büyüklerinde ne diplomasi, ne yönetim, ne de genel siyasal bakımından bir iktidar yoktu.

Dünya kaçınılmaz bir savaşa giderken, ”hasta adamın” kendi yaralarını sarmaya dermanı yoktu…

Osmanlı, çok zor bir döneminde kendini savaşın içinde bulmuştu ve bu sıralarda Enver Paşa, Mustafa Kemal’i Sofya’ya Türk Elçiliği’ne ataşelik görevine göndererek, oradan uzaklaştırdı.

Çünkü Mustafa Kemal, Osmanlı’nın henüz savaşa girecek durumda olduğuna inanmıyordu. Bunun için henüz erken olduğunu düşünüyor, ayrıca Almanlara da güvenmiyordu. Mustafa Kemal, savaşın başladığını öğrenince Sofya’dan telgrafla aktif hizmete verilmesini istedi ancak Alman aleyhtarı olduğu için kabul edilmedi.

Kendisine haber gönderildiği zaman o zaten kendiliğinden işi bırakarak Anadolu’ya dönmeye hazırlanıyordu.

Rus limanları bombardıman edildikten sonra Rusya, fiilen 31 Ekim’de Doğu Beyazıt’ın kuzeyinden sınırı geçti, İngilizler de ertesi gün Akabe’yi bombaladı. 3 Kasımda Rusya, 5 Kasımda Fransa ve İngiltere Osmanlı’ya savaş ilan etti.

Osmanlı’nın karşı savaş ilanı ise 11 Kasım 1914 tarihinde yapıldı. Padişah V. Mehmet Reşat, savaşın ilanından 3 gün sonra 14 Kasım 1914′te ”Cihad-ı Ekber” ilan etti.

1914 Eylülü başlarında Donanma I. Lordu Winston Churchill, savaş işleriyle görevli Devlet Bakanı Lord Kitcher ve başta gelen kara ve deniz kuvvetleri danışmanları, yakında Türkiye’ye karşı girişileceğini var saydıkları savaş için bir büyük strateji tartışması yaptı. Operasyonlar listesinin en başında zaten Kuzey Ege’de toplanmış olan güçlü filonun Çanakkale’yi zorlaması bulunuyordu.

25 Kasım 1914′ten beri Churchill’in bitmeyen gayretleri, 1.5 ay sonra sonuç verdi. 28 Ocak 1915′te Savaş Komitesi, Çanakkale Boğazı’nın yalnız donanmayla geçilmesine karar verdi. Amiral Carden’ın komutasında, İngiliz, Fransız ve Rus donanmasından oluşan 100′den fazla geminin bulunduğu filo, 1914 yılının Kasım ayından itibaren Limni Adası’nda toplanmaya başladı.

Donanmanın amirali Carden, 1 ayda Marmara Denizi’ne çıkabilecek 4 devrelik planını 11 Ocakta Bahriye Nezareti’ne bildirdi. Önce Çanakkale Boğazı’na girişi önleyecek Türk batarya ve mevzilerinin tahribi, Kilitbahir-Çanakkale arasındaki torpillerin taranması ve merkez bataryaların tahribi, Kepez bölgesindeki diğer torpil tarlasının taranması, en dar yerdeki kara tahkimatının tahribinden sonra donanmanın Marmara’ya girebileceği öngörülüyordu.

Bundan sonra ikinci büyük harekat başlayacaktı. Eğer Osmanlı İmparatorluğu teslim bayrağını çekmezse, kara kuvvetlerini Çanakkale Boğazı’ndan geçirerek, İstanbul kıyılarına çıkaracaklardı…

Türklerin, boğazda yeterli savunma gücü yoktu. Çünkü Almanlar boğazın zorlanacağını düşünmediklerinden burada bulunan 32 bataryayı 22′ye indirmişlerdi.

İngiliz gemilerinin boğazda görülmesinin ardından Türk cephesi, Erenköy ve İntepe arasına obüs bataryaları yerleştirdi. Fedakar denizciler tarafından derinliğine mayın tarlaları ve hatları meydana getirildi. Savaş gemilerinden çıkarılan toplar, set bataryalarına yerleştirildi. Denizaltılarına karşı da eldeki malzeme ile balık ağlarından yararlanılarak en dar bölgede bir deniz ağı oluşturuldu.

Çanakkale Savaşı’nın savunma tertibatı, boğazın savunması, üç bölüm halinde derinliğe doğru düzenlendi. Buralardaki tabyalarda 59 ağır top vardı. Bunlardan ancak 8′i büyük çapta ve seri ateşliydi. Boğazın en çok tahkim edilen ve mayınlarla pekiştirilen bölgesi burasıydı. Boğazdaki topların mevcudu 170′i buluyordu.

Almanya’ya sipariş edilen ağır toplar ve diğer malzeme henüz gelmemişti. Bulgaristan ve Romanya tarafsızdı ve savaş malzemesinin topraklarından geçmesine izin vermiyordu. Bu haliyle imparatorluk, dostlarından uzakta yalnız başınaydı…

3 Kasım 1914 sabahı… İngiliz filosunun Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye’ye bombardımanıyla ilk deniz savaşı başladı.

3 İngiliz zırhlısı ve 2 kruvazörü Gelibolu yarımadası kıyılarına ve 2 Fransız zırhlısı da Anadolu kıyılarına sabah saat 06.50′de yaklaştı. 20 dakika süren top ateşinden sonra çekip gittiler.

Bu bombardımanda şehit düşen 5 subay ile 81 er, Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitleri olarak tarihe geçti…

19 Şubat 1915′te 11 büyük zırhlı, 3 kruvazör, 18 muhrip, 3 denizaltı, 7 mayın tarama gemisinden kurulu ittifak filosu Kumkale, Seddülbahir, Ertuğrul, Orhaniye bataryalarını cehennem gibi bir ateş baskısı altında tuttu. Bu bombardıman 09.35′te başladı, 17.30′da sona erdi. Düşman, saldırı planının birinci merhalesini tamamlamıştı…

Havaların bozması, düşman donanmasının tutunamayarak uzaklaşmasını sağladıysa da 6 gün sonra müsait havadan yararlanarak İngilizler, 25 Şubatta tekrar boğaz önünde göründü. Boğaz girişindeki tabyaların susturulmasından sonra Amiral Carden’ın yaptığı planın ikinci aşaması uygulanacaktı. Bu saldırı, daha fazla kuvvetle ve daha fazla kuvvetli bir şekilde idi. Bu savaşa Queen Elizabeth, Agamemnon, Golyat, Lord Nelson, Charlemagne, Triumph ve Albion zırhlıları ile birlikte birçok irili ufaklı harp gemileri katıldı.

Bu görkemli ve modern savaş gemileri, Ertuğrul tabyasından yapılan atışlarla bu kez bir hayli sıkıştılar. Agamemnon’a, Ertuğrul tabyasından bir mermi isabet ederek büyükçe bir yara aldırdı.

NUSRET MAYIN GEMİSİ
Almanya’da 1910 yılında inşa edilmiş, kömür kazanlı, 40 metre boyunda, 7.5 metre genişliğinde, 360 tonluk, güvertesinde 40 mayın taşıyan Nusret mayın gemisi, savaşın gidişatını değiştirecekti.

Saatte ancak 12 mil yapan bu geminin komutanı Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’di. Mayın uzmanı Alman Yarbay Geehl ile birlikte Çimenlik Kalesi’nden aldığı mayınları 18 Mart deniz saldırısından 10 gün önce, 8 Mart 1915′te sabaha karşı yağmurlu ve puslu bir havada önce Rumeli sahilini takip etti, sonra karşıya dönerek Erenköy koyuna kıyıya paralel olarak 26 mayın döşedi.

Mayınların bırakıldığı Karanlık Liman özenle seçildi. Büyük düşman gemilerinin isabetli atış yaptığı bu saha, denizcilikte ”durgun su” diye bilinen özelliği taşıdığı için zırhlılar karadaki sabit kaleler gibi atış yapabiliyordu.

8-18 Mart arasındaki süre içinde Erenköy Körfezi’ni tarayan İngiliz mayın temizleyicileri sadece 3 mayın bulabilmişti. Nusret’in döşediği mayınları ne onlar, ne de havadan sahayı kontrol eden keşif uçakları görebildi.

Karanlık Liman üzerinde uçan bir düşman uçağı, hiçbir mayın görmemiş ve temiz raporu vermişti. Uçağın pilotu bu sürpriz mayınların başarısından 1 gün sonra kurşuna dizildi…

İngiliz Deniz Bakanı Churchill, Nusret mayın gemisinin başarısını en iyi şekilde özetlemiştir:

”Bu gün dünya denizlerinde görev yapmakta olan 5 bini aşkın savaş gemisinden hiçbiri Nusret ve onun döktüğü mayınlar kadar, harbin gidişine ve düşmanın geleceğine etkili olarak bir başarı gösterememiştir”…

Sıra artık Amiral Carden’ın planının üçüncü ve dördüncü devrelerini uygulamaya gelmişti.

Yedi aydır üstlendiği görevler ve Ege’nin tuzlu sularında geçirilen zor kış ayları, Carden’ı sağlık yönünden çok yıpratmıştı, hastaydı ve son harekatı yürütecek gücü kalmamıştı. Doktorların kesin raporu üzerine görevi Amiral De Robeck’e devrederek 16 Martta Londra’ya döndü.

26 Şubat-17 Mart arasındaki günleri İtilaf devletleri donanması mayın arama tarama faaliyetleriyle geçirdi. Bu arada bazı bölgelere tahrip müfrezeleri çıkarılarak, susturulmuş topların tahribine çalışıldığı gibi methalle merkez arasında ve merkezde bulunan bazı bataryalar da bombardıman edildi.

18 Mart sabahı… Saat 10.30′da üç tümen halinde tertiplenmiş müttefik filo gemileri boğaza girmeye başladı. Birinci Tümen gemileri saat 12.00′ye kadar merkez tabyalarını yoğun ateş altına aldı. Saat 12.00′de İkinci Tümen gemileri Agamemnon, Ocean ve Irresistible, Birinci Tümen gemilerinin aralarından geçip 12 bin yardadaki yerlerini alarak ateşe başladı.

Bu sırada, Erenköy bölgesindeki obüs bataryalarının menziline giren Agamemnon, 25 dakikada 12 isabet alarak ağır hasara uğradı. Aynı şekilde Irresistible da aldığı 6 isabetle ağır hasarlı olarak çekilme manevrasına başladı.

Üçüncü tümeni oluşturan Fransız gemileri, cesaretle tabyalara sokularak yoğun ateşe başladı. Aradaki bataryalar susturulmuş, merkez tabyalar henüz ezilememişti. Diğer gemiler de boğazdan içeri girmiş, bombardımana destek vermekteydi. Bu arada, şiddetli hasar görmüş olan Rumeli-Mecidiye Tabyası’nda Onbaşı Seyit, menzilindeki Ocean zırhlısına nişan almış ve sağ kalan arkadaşlarının yardımıyla üçüncü atışta isabet kaydetmişti.

Aynı anda, aldığı isabetlerle zor durumda kalan Fransız filosu, Amiral De Robeck tarafından geri çağrıldı. Gemiler, daha önce yaptıkları gibi Anadolu sahillerine doğru dönüşlerini tamamlarken saat 13.55′te Fransız zırhlısı Bouvet, hiç kimsenin beklemediği bir yerde bir gece önce Nusret’in döşediği mayınlara çarptı ve yardımına dahi gidilemeyecek kısa sürede sulara gömüldü.

Fransız gemilerinin terk ettiği hattı 11 adet İngiliz muharebe gemisi aldı, saat 15.35′te Irresistible ve Ocean gemileri de Nusret’in mayınlarına çarptı. Daha sonra her iki gemi de akıntıyla sürüklenerek Türk topçularının menziline girdi ve topçu ateşleriyle batırıldı.

”GİDİYORLAR”…

Bölgedeki mayın tehdidinin boyutlarını gören Amiral De Robeck, en kuvvetli 3 gemisini kaybetmiş olarak saat 19.00′da filosuna ”boğazı terk edin” emrini verdi.

Boğazdan çıkan gemilere bakan Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’nın şunları söylediği duyuldu:

”Gidiyorlar, geçemediler, geçemeyecekler”…

Müttefik filo 800 personel kaybederken, Türkler ise bu savaşta 58 şehit verdi, 3-4 asker ise yaralandı…

Boğazı donanmayla zorlayıp geçmek için yapılan bu büyük girişim ancak ”şiddetli bir yenilgi” olarak tanımlanabilecek biçimde son bulmuştu…

Bu denli fazla kayıp, kara kuvvetlerinin yardımı olmadan boğazın geçilmesini şüpheli kılıyordu. Sonunda, Deniz Bakanı Churchill, boğazın denizden kara harekatı olmadan geçilemeyeceğine ikna olmuştu. Böylece Çanakkale Harekatı’nda yeni bir sayfa açılıyordu: çıkarma harekatı ve kara savaşları…

18 Mart’ta kazanılan zafer, yıllardır süren yenilgiler nedeniyle ümitsizliğe kapılmak üzere olan Türk milletine yeni bir heyecan verdi.

18 Mart, Türk milli mücadelesi meşalesini ateşledi, 19 Mayıs’ın, 23 Nisan’ın, 30 Ağustos’un ve 29 Ekim’in müjdecisi oldu…